49/54 · %89

BÖLÜM 49

43 dk okuma8.518 kelime24 Kasım 2025

Poyraz Batu'nun ensesinden tutup yakalamaya çalıştı ama kaçan bir tavukmuş gibi Batu'nun kolları ile bacakları telaşla havalandı ve hızla uzaklaştı. Ne Batu ne Yeşim ortalarda gözükmüyordu, köşe bucak Poyraz'dan kaçıyorlardı. Şimdi bir şey için gerekmiş olsa gerek iki dakika ortalığa çıkmıştı, hemen Poyraz'a yakalanma tehlikesi geçirmişti.

Duru'yla Kenan Poyraz'ın kolundan tutup çekerken Duru "Öğreneceksin şimdi abi, az sabır." diye kızdı. Kenan da "Ben bir şey söylemeyeceğim ama sana karının bakışlarını göstermem durmana yetecek." dedikten sonra vücudunu bana çevirdi. Poyraz bakışlarımı görünce şirince sırıtıp el salladı. "Batu'ya hal hatır soracaktım hayatım. Valla bak. Başka amacım yoktu."

Karnımı göstererek "Çocuk bile sana inanmıyor. 'Sallama baba' diyor şu an." dedim. Poyraz kollarını Durulardan kurtarıp ellerini belinin iki yanına yaslarken karnıma bakarken "Babayla doğru düzgün konuşsun." dedikten sonra kızarmış gibi başını iki yana salladı. Kenan gülerken "Ne yapacaksın ev hapsi mi vereceksin çocuğa? Çocuğun daha beş ay yatarı var içeride zaten. Televizyon mu yasaklayacaksın, ne yapacaksın?" diye alay edince Duru da gülerken bir yandan Fırat'a kendisini görünür kılmak için el sallıyordu.

Benim de gözlerim Fırat'a döndü. Mekâna yeni girmiş, Batu ya da Yeşim'i arayan Poyraz gibi fıldır fıldır bizi arıyordu. Kapının yanında Deniz'e hayat dersleri veren babam Fırat'ı fark etti ve Cuma namazına gitmekle kazanmaya çalıştığı ahiret hayatına yeni bir sevap daha ekleyerek bizi gösterdi. Deniz de biraz önce şakayla 'yeğenimin müzmin bekâr çatlak teyzesi olacağım' demişti ve babam ciddiye aldığı için on dakikadır nasihat dinliyordu. Bekâr kısmına sevinmişti, Poyraz'a da eziyet ettiği üzere kızlarını kimseyle paylaşma isteği yoktu ama 'çatlak' kısmı hoşuna gitmemişti.

Fırat elinde hediyeyle yanımıza gelirken Kenan telaşla bize baktı. "Hediye mi almamız lazımdı lan?" dedikten sonra sesli endişe ettiğini fark edip Fırat'a kollarını açmış Duru'nun kolundan tutarak bir yana çekti.

Duru "Ya Kenan abi!" diye sitem ederken Poyraz "İyi yaptın, iyi." dedikten sonra Fırat'ın da Duru'ya sarılmak üzere kaldırdığı kollarını indirdi. "Başka mevsime kardeşim."

Hayır sanki şu an sarılmalarına engel olabildi diye ileride Fırat'tan olma yeğenini sevmeyecekmiş gibi...

Kenan "Sus kız." derken Duru'nun çatılmış kaşlarını işaret parmağıyla düzelttikten sonra "Hediye mi almamız lazımdı?" diye sordu. "Benim ilk cinsiyet belirleme partim bu. Hiç usul, esas bilmiyorum. Hemen gidip alıp geleyim. Çocuğun cinsiyeti de daha belli değil, ne aldı senin bu manitan?"

Kenan'a "Duyuluyor bu arada." dediğimde hafifçe gülüp utanarak el salladı. Sonra çocuğuma da el sallar gibi elini hafifçe aşağıya indirirken karnıma baktı. "Merak etme Akyel bebek. Amcan şimdi sana PS5 alacak."

Bebeğin o oyunu oynayabilmek için önce doğması, sonra da belirli bir yaşa gelmesi gerektiğini açıklamak yerine "Babası televizyonu yasakladı." demeyi tercih ettim. Duru gülerken Kenan "Saçma mı oldu?" diye sordu.

Çaresiz yüz ifadesine gülerken "Saçmalama, hediyeye gerek yok. Doğum günü mü bu?" dedikten sonra Fırat'a bakıp tedirgin bir şekilde sırıttım. Kenan'a moral vereyim derken Fırat'ı ateşe atmıştım. "Tabii, teşekkür ederim. İyi ki aldın ama o senin kibarlığın yani." derken cümlemin sonuna doğru Kenan'a baktım. İyi hissetmesine asla yardımcı olamadığımı yüz ifadesinde fark ettiğimde sesim iyice içime kaçarken "Sana da kaba bir amca demiyorum tabii ki... Sadece işte... Düşünememiş olabilirsin..."

Benim sesim içime kaçtıkça Kenan da biraz alayla ama muhtemelen biraz da gerçek şekilde dudak bükmeye başladı. İyice çaresiz hissetmeye başladığımda "Ama ben hamileyim!" kartımı kullandım. Poyraz hızla yanıma varıp kollarını vücuduma sardı ve beni göğsüne çekti. Vücudu Kenan ile arama girdiği için siper olmuş gibiydi. Elleri saçlarımda gezip motive ederken ardımdaki Kenan'a "Lan Kenan. Hem çocuğumu ağlattın, hem karımı. Git bir köşede affedilmeyi bekle." dediğinde alay ediyor olsa da Kenan "Belki de ben de Batu şerefsizi gibi derslere gelmeliyim. Resmen solladı beni piç. Cinsiyeti de o öğreniyor, partiyi o düzenliyor bakıyorum. Dama mı atıldım? Ben niye düzenlemedim?" diye trip atmaya başladı.

Poyraz'la birlikte Kenan'a dönerken ben de bakabileyim diye kollarımızı hafifçe bollaştırdık ama hala sarmaş dolaştık. Kenan'ın sesinde gerçekten sitem vardı. Çocuk Kenan'a transfer olmuştu sanırım, ben bu kadar duygusal dolaşmıyordum.

Ben, "Kenan'cım o sıra yanımızda Batu vardı o yüzden..." derken Hakan'la Cansu da lavaboya gitmek için girdikleri koridordan çıkmış, yakınlaşıyorlardı. Sadece Cansu'nun lavabo ihtiyacı gelmişti ama Hakan kapıya kadar eşlik etmemesi için ancak kalp ameliyatında olması gerektiği için hemen onunla gitmişti. Bir şey de diyemiyordum, Poyraz elinden gelse lavaboya da benimle girecekti. En azından duşa... Birlikte... Girebiliyorduk tabi...

Hakanlar "Valla ben de soracaktım. Batu ortalarda kutsanmış gibi 'bebek beni seçti' diye dolaşıyor. Neymiş onu daha çok sevecekmiş. Biz de öğrenirdik cinsiyeti. Öyle değil mi aşkım?" derken kolunun altındaki Cansu'ya baktı ama Kenan "Öyle valla." diye cevapladı. Hakan Kenan'a dönünce Kenan sırıtıp "Fikirlerine katılmak babında biraderim." dedi ve hızla konuyu değiştirip yeniden bize baktı. "Bebeğin vaftiz babası Batu mu?"

Poyraz "Öyle bir makama kimseyi tayin etmedik." diye alay etse de Kenanlar ciddi gözüküyordu. Hakan "Ha yani ben burada varken?" diye sorunca dudaklarım iyice aralandı. Hormonlarım bunlara mı kaçmıştı?

Kenan Hakan'a ters bir şekilde bakarken "Biz Poyraz'la çocukluk arkadaşıyız bu arada, hatırlatayım kardeşim." dedi. Hakan "Biz de dün tanışmadık kardeşim." dediğinde Dur gülerek "Siz kafayı mı yediniz?" diye araya girdi.

Poyraz'a "Hah. Duru şeytanı şimdi akıllarını başlarına getirir." dedim ama Duru "Burada ben varken, abilerim ablalarım siz hayırdır? Vaftiz annesi ben, kocam da vaftiz babası olur tabii ki." dediğinde Poyraz'la birbirimize bakıp sıkkın bir nefes aldık.

Poyraz yeni fark ettiği bir detayla kaşları çatılırken Duru'ya döndü. "Ne kocası lan? Ben seni verdim mi?"

Duru "Sen karıya kaçarken bana sordun mu abicim?" diye sorunca Kenan'la Hakan da birbirine kötü kötü bakmayı bırakıp güldüler. Poyraz da hafifçe gülse de uyarır gibi bakıp "Ulan karıya kaçmak ne demek benim güzel kardeşim? Senin belan olamayacak kadar yoğunum ama cinsiyet maskotlarına 'Birbirinize değil, Duru'ya saldırın' derim bak." dedi.

Kenan bir elini diğerinin avucuna bırakıp sitemle "Maskot bile Batu olmuş anasını satayım. Bir maskot bile etmediniz beni." dedi.

Hakan "Yok onu ben istemezdim zaten. Maskot olmayız evelallah." dediğinde Kenan yine ters bir şekilde Hakan'a baktı.

Ben "İsterseniz ikiniz maskot olun da, birbirinizi gerçekten döversiniz diye endişe ediyorum." derken gözlerim Hakan'la Kenan arasında geziyordu. Gerçekten kalabalık bir arkadaş grubunda çocuğum tek başına yetemiyordu. Hepsi evlenip çocuklar doğmaya başlayınca daha rahat edecektik ama o zamana kadar çocuğum bunların kucağında dolaşmaktan yürümeyi sekiz yaşında falan öğrenecekti.

Fırat "Deseydiniz Batu size de bir görev verseydi, bu kadar üzülüyorsanız." dediğinde Kenan ceketinin iç cebinden çubuklu bir yazı çıkarttı. Üstünde 'Girl or Boy?' yazıyordu. "Dedim zaten. Bana bunu verdi şerefsiz. Ne yapacağım bunu, diye sordum. 'Arada sallarsın.' diye dalga geçiyor."

Hakan "Bana da konfeti verdi." dediğinde Kenan'ın gözleri kısıldı. "O daha iyiymiş."

Cansu "Arkadaşlar, çocuğun cinsiyetini öğrenmeye geldik ya buraya. Ne önemi var, kimin neyi salladığının?" dediğinde Kenan "Diğer maskot bari ben olsaydım." diye sitem etmeye devam etti. Duru oflarken bakışlarını Kenan'a çevirdi. "Kenan abi, Yeşim'in olduğu bir senaryoda Batu abi sence onun yerine seni tercih eder mi?"

"Akşamları 'giderken ışığı da kapat' dediği benim, seçtiği Yeşim anasını satayım."

Kenanlar hala aynı evde yaşıyordu. Batu depresyona bir girip bir çıktığı için dengesizdi ve Kenan hala yalnız bırakmıyordu. Batu'nun da depresyona giriş çıkışları tamamen Yeşim'le ilişkiliydi. İki gülseler keyfi yerine geliyordu ama sonra evleneceğini hatırlayıp yine karalar bağlıyordu. Evleneceğini öğrendikten sonra 'artık işim olmaz' diye kestirip atmaya çalışmıştı ama şimdi anladığımız kadarıyla bir yanı Yeşim vazgeçsin de ona geri dönsün istiyor, uğraşıyordu.

Poyraz "Yeşim olsa 'giderken ışığı kapat' değil, 'gitme' derdi işte, farkınızı oradan anlarsın belki kardeşim." dedi.

Kenan, "Vaftiz annesi de 'Yeşim' diyor zaten." dedikten sonra kurduğu bir pokemonmuş da savaş alanına atıyormuş gibi Duru'ya baktı. "Duru bu durumla bir ilgilen bence abicim."

Duru, "Valla başka bir Akyel olarak, bu görev bana düşer diye düşünüyorum." dedikten sonra bana bakıp şirince sırıttı. "Yani lütfen."

Ben gülerken Poyraz "Evlenirsen soyadın değişir, vaftiz anne de Yeşim olur benden söylemesi." diye gözdağı verdiğinde Fırat oflayarak Poyraz'a baktı. "Lan senin düğününde sağdıçtım ben. Sal da ben de evli mutlu çocuklu olayım."

Poyraz Duru'ya bakmaya devam ederken Fırat'ı gösterip "Bir de bunun soyadı Topal. Mis gibi 'Akyel' soyadını bırakıp..." dedikten sonra kendi kendisine yüzünü buruşturdu. "Babaannem gibi hissettim, Allah belamı versin." dedikten sonra eliyle kışkışlayıp "Tamam gidin evlenin." dedi.

Hafifçe omzuna vurup kendisine bela okuduğu için "Düzgün konuş ama." diye kızdım. Poyraz özür diler gibi bakıp "Haklısın hayatım. Allah Kenan'ın belasını versin." deyince Kenan yaslandığı masadan doğrulup gözlerini devirdi. "Yok ya. Sevilmiyorum ben resmen." diye trip atmaya devam etti.

Hakan, "Yeğenine hediye almayı unutursan, sevilmezsin tabi..." dedikten sonra Cansu'nun bavul gibi çantasından bir poşet çıkarttı. "Hakan dayısı bu görevi de başarıyla tamamladı."

Kenan üfleyerek üstünü başını elleriyle sıvazladıktan sonra cebinden araba anahtarını çıkarıp bize uzattı. "Yeğenime feda olsun."

Çocuğun araba sürmesi için, PS5 oynamasından bile daha fazla yaşa gelmesi gerekiyordu ama bu sefer de Poyraz "Çocuğun ev hapsi var ya kardeşim." demeyi tercih etti.

Ben gülerken Kenan mutsuz bakıp araba anahtarını yeniden cebine koydu. "Neyse ben bunu telafi edeceğim."

Gülümseyerek "Kenan'cım, gerek yok. Cinsiyeti öğrenip gideceğiz, alan almayan herkese geldikleri için ayrıca teşekkür ederim." dediğimde Kenan bir çocukmuş gibi omuz silkip ikna olmadığını gösterdi.

Hakan "Cansu beni hediyemle fotoğraf çeksene aşkım. Yeğenimin fotoğraf albümüne koyarız, kimin ne yaptığını unutmaz." dedi. Kenan kapıyı gösterirken "Partinin başlamasına daha varsa, ben bir alışveriş merkezine gidip geleyim mi Allah aşkına?" diye sordu.

Poyraz ciğerinde nefes bırakmayana kadar üfleyip Batuların ardında olduğu kapıya baktı. "Gidip Batu maskotunu Yeşim'e bırakmadan ben döveceğim şimdi. Her şey hazır, herkes geldi. Ne yapıyor bunlar? Duru abicim koş bir git baksana."

Duru, "Yirmi iki yaşıma geldim. Hala küçük bir çocukmuşum gibi beni sağa sola yolluyorsun." dediğinde Poyraz birkaç saniye sessiz bir şekilde baktıktan sonra yine "Koş bir bak abicim." dedi. Biz gülerken Fırat da gülerek Duru'nun kollarını sıvazladı ve "Ben bakarım hayatım." diyerek kapıya yöneldi. Poyraz "Adama yanlışlıkla orta açtık, gol attı." diye sızlandı.

Kenan "Ben de gidip bakabilirdim. Niye benden istemedin?" dediğinde gözlerimiz Kenan'a döndü. Gerçekten şaka yapmadığına emin olmuştum. O yeğenine ne hediye alırdı bilemiyordum ama biz ona bir terapi hediye etsek iyi olabilirdi.

Hakan "Ben de." dediğinde "Hay Allah'ım." sesleri yükselirken Hakan'a döndük. "Vaftiz baba seçilmem gerekliliği konusunda bir sunum hazırladım bu arada. Ne zaman izleriz?"

Poyraz samimi bir şekilde sırıttığında yapıcı bir cümle kuracak sandım ama "Bana bakın, evladımın cinsiyetini hala öğrenemedim. Cinsiyet partisini şimdi 'keçileri kaçırma' partisine çevireceğim. Kaçırdığım ilk keçiler de siz olacaksınız. Hamile olan biziz, gidin Şerif babadan bir hayat dersi alın, kendinize gelin. Daha biz yaşıyoruz anasını satayım, vaftiz derdine düştünüz. Kimseyi, kimseden daha çok sevdiğimiz yok. Ben sadece karımı seviyorum. Bir de kusura bakmazsanız, çocuğumu seviyorum. İki sene sonra karımla bir adaya yerleşeceğim, hiçbirinizin sıfatını hatırlamayacağım. Şimdi karımı daha fazla strese sokmayın, partiye devam edin." diye nefes nefese cümleler kurdu.

Büyük bir sessizlik oluşunca Poyraz da derin bir nefes alıp sırıtışını genişletti ve kibar bir şekilde "İyi ki geldiniz bu arada." diye ekleme ihtiyacı hissetti. Hepimiz yavaşça gülmeye başlarken Hakan da barış eli uzatarak Kenan'a yöneldi. "Tamam, hediyemi seninle paylaşacağım. Gel, Cansu ikimizi birden çeksin."

Kenan'ın gülüşü artarken Hakan'ın elini sıkarak "Adamsın lan." dedi. "Ben de bir sonraki hediyeyi seninle paylaşacağım." derken Cansu fotoğraf çeksin diye yan yana geçtiler ve kollarını birbirinin omuzlarına attılar. Asker pozu veriyor gibilerdi, boşta olan elleriyle ortalarında hediyeyi tutuyorlardı.

Hakan poz verdiği sırıtışı arasında "Ben bir sonrakinde de hediye almış olurum yeğenime büyük ihtimalle kardeşim. Sağ ol, gerek yok." dediğinde Kenan göz ucuyla Hakan'a bakarken "Savaş mı istiyorsun?" diye sorduktan sonra başını onaylar şekilde salladı. "Parti bitsin, istediğini alacaksın."

Poyraz yeni ve uzun soluklu bir cümle daha kurmaya başlayacak olsa gerek derin bir nefes alarak dudaklarını araladığında "Dur hayatım, ben hallediyorum." dedim. Başlamadan önce Poyraz'ı uyarma ihtiyacı hissettim. Şimdi inanan Poyraz'ın beni dinlemeden hastaneye taşımasını, cinsiyet partimizi yine hastanede sonlanmasını ve gerçeği doktordan duymayı istemezdim. O kadar parti düzenlenmişti. "Şaka yapacağım, endişe etme."

Poyraz, "Yapma ama... Endişe ederim." derken ben role başladım. Elim karnıma giderken yüzümü buruşturup hafifçe acıyla inlediğimde gözler bana döndü. Annemler duymasın diye çok da ses çıkarmamıştım. Bizden biraz uzakta, kapı tarafında Poyraz'ın ailesinin davet ettiğimiz kadarıyla sohbet ediyorlardı. Asude anne, Cihan amca ve Saliha anne gelmişti.

"Ne oldu?" sesleri yükselirken Poyraz da kollarımı tutup önüme geçerken telaşla "Ne oldu hayatım?" diye sordu. Şaka olduğunu da söylemiştim, inşallah bu tepkileri rol yeteneğinden geliyordur. Gerçi öyle olursa da bu kadar iyi rol yapabildiği için rahatsız olur, kızardım. Bu başka zamanlarda da bana rol yapabileceği anlamına gelirdi...

Poyraz, "Kenan sandalye." dediğinde birkaç saniye içerisinde ardıma bir sandalye konuldu. Poyraz kollarımdan yönlendirerek beni sandalyeye oturturken önümde diz çöktü. Kollarımdaki elleri ellerime doğru kayıp tuttuktan sonra kucağımda birleştirdi. Bir elimi, diğer eline emanet ederek elini yanağıma getirdi. Saçımı kulağımın ardına sıkıştırdıktan sonra yanağımı sevdi. "İyi misin canım?"

Etrafım meraklı ve telaşlı gözlerle dolmuştu. Sırtımı sandalyeye yaslarken hafifçe yüzümü buruşturup "Stres oldum sanırım." dedim. Kenan "Ulan senin yüzünden." dedikten sonra Hakan'ın kolunu dürttüğünde Hakan da Kenan'ı dürtüp "Asıl senin yüzünden." dedi.

Poyraz ellerini benden çekip ikisinin de yakasından tutarak çekti ve "Sizin yüzünüzden." diye düzeltti. Kenan'la Hakan yutkunurken Poyraz gözlerini aralarında gezdiriyordu. Benim de gözlerim kısılmış Poyraz'ın tepkisine bakıyordum. Birazdan ikisini de uzaya yollayacakmış gibi bakıyordu ve gerçekten rol yapıp yapmadığına dair iyice şüphelenmiştim.

"Şimdi yakalarınızı bırakacağım ve sevgi topu olacaksınız güzel kardeşlerim. Anlaştık mı? Stres değil, sevgi saçacaksınız. Dört aylık hamile karım sizinle mi uğraşacak lan?"

Kenan'la Hakan mahcup bir şekilde başını onaylar şekilde salladılar. Poyraz yavaşça yakalarını bırakırken onlar da eş zamanlı olarak doğruldular. İkisi de öğretmeni tarafından azarlanmış anaokulu çocuğu gibi ellerini karnında birleştirdiler.

Poyraz yeniden bana dönüp yanaklarımı avuçlarının arasına aldı. "İyi misin güzelim?"

Uyarır gibi "İyiyim ya Poyraz'cım." diye ona şaka olduğunu hatırlatmaya çalıştım. Gözleri telaşlı bakıyordu.

"Hastaneye gidelim."

"Canım gerek yok. Olur mu şimdi öyle şey?" derken kaş göz yapmaya başlamıştım.

"Doktoru çağırayım." derken ellerini benden çekip ceketinin cebindeki telefonuna yöneldi. "Kocacım iyiyim ben." diye onu durdurduğumda Poyraz elleriyle etrafını hafifçe kışkışlayıp "Açılın, karım biraz hava alsın." dedi. Ellerim enseme giderken sabır nefesi çektim. Hayır bir de 'şaka' diye uyarmıştım yani.

"Kenan, Sadık'a söylesene. Arabadaki sağlık çantasını getirsin."

Ellerimi ensemden çekerken Kenanları dize getireceğim diye kendimi daha zor bir duruma soktuğumu fark ettim. Şimdi 'şakaydı ya!' diye bağıracaktım. "Sevgilim pansuman mı yapacaksın?" diye hafif kızarak sorduğumda Kenan telefonla Sadık'ı arıyordu.

"Tansiyonunu, şekerini falan ölçelim. Doktora mesaj atarız."

Poyraz'a dişlerimin arasından "Küçük bir detayı unutuyorsun sanki kocacım?" diye 'şaka yapacağım' dediğim anları hatırlatmaya çalıştım. Poyraz "Doğru, ateşine de bakalım." dedi.

Ciğerimdeki tüm nefesi üfleyip "Delirmeme çok az kaldı." dediğimde Poyraz sinirle Kenanlara döndü. "Delirttiniz karımı."

Kenan'ın boynu iyice büküldü. "Özür dilerim valla. Ben biraz küsmüştüm ama barıştım." dedi.

İstemsiz dudaklarım kıvrılırken "Küsecek bir şey yok. Yeğeniniz hepinizi çok seviyor." demek zorunda kaldığıma inanamıyordum. Koca koca adamları teselli ediyordum.

Hakan bir elini omzuma getirip sıvazlarken "Özür valla Yufka. Bebek bizi de çok heyecanlandırıyor." diye itiraf etti. E tabi yakın çevremizde ilk bebek heyecanıydı. Onların da telaşlanmasını, heyecanlanmasını, hatta birbirlerini kıskanmasını bile bir yere kadar anlayabiliyordum ama doğru düzgün durmalılardı. Bir tanesini doğurup on tanesine bakacakmışım gibi hissetmeye başlamıştım çünkü.

Kenan "Stres yapma canım yengem. Barıştık biz, valla bak." dedikten sonra Hakan'ın ensesinden tuttuğu gibi kendisine çekti. Birbirlerine onlar da çocuk bekliyorlarmış gibi sarıldıktan sonra sarmaş dolaş bana döndüler. Hakan da "Bak, çok iyi aramız. En sevdiğim arkadaşım artık Kenan. O kadar diyorum." dediğinde gülmeye başladık. Hakan'la Kenan da rahatsız bir şekilde sırıtırken vücutlarının samimiyetlerini azaltıp kollarını omuzlarına atmakla yetindiler.

İşaret parmağımı Hakan'a doğru sallayıp "En sevdiğin arkadaşın benim de bu arada..." diye asıl hamile tribi nasılmış göstermeye başladığımda Hakan hızla başını onaylar şekilde salladı. "Erkek olan demek istedim. Yoksa sensin tabi ki havucum, yufkam. Olur mu öyle şey?"

Bu sefer de Poyraz hamile tribini sürdürüp "Erkek olan da bendim en son diye hatırlıyorum kardeşim?" diye sorunca Hakan yeniden başını onaylar şekilde sallayıp Kenan'a baktı. "Poyraz kardeşim doğru söylüyor. O zaman Kenan..."

Kenan ters bir şekilde bakıp "Hangi kategoriye koyacaksın kardeşim?" diye sorunca Hakan da bizimle birlikte istemsiz güldü.

"Kenan isimli en yakın erkek arkadaşım." diye bir kategoriye sokunca Kenan "Kendimi çok özel hissettim." diye dalga geçse de gülmeye başladı.

Ben "Ama ben o kadar özel hissedemiyorum." dediğimde irileşen gözler bana döndü. Ellerim karnıma giderken "Geldiğinizden beri benimle ilgilenmek yerine kavga ediyorsunuz." dedikten sonra Kenan gibi "Biraz küstüm." dedim.

İkisinin dudakları da aralanırken Kenan sesini inceleterek "Saçmalama..." dedi ve ne yapabileceğini düşünerek etrafına baktı. Bana yine çıkarıp araba anahtarını vermek üzereyken organizasyon şirketi tarafından hazırlanılan ikramlıkları gördü ve "Ben yengeme hemen ortaya karışık bir tabak yapıp geleyim." dedi.

Hakan da "Ben de havucuma güzel bir içecek çekip geleyim." diyerek hareketlendi. Onlar uzaklaşırken "Oh kurtulduk." diyen Duru'ya göz kırptım. Duru da omuzlarını iki yanına sallayıp Cansu ve Poyraz arasında gözlerini gezdirerek kendisini gösterdi. Övünerek "Benden el aldı." dediğinde gülerek "Şeytandan yani." diye asıl mealini dile getirdim. Şaka olduğunu söylemediğim Duru bile şaka olduğunu anlamıştı, bizzat söylediğim Poyraz ise elinde sağlık çantasıyla yaklaşan Sadık, zaten hâlihazırda gelmiyormuş gibi "Hah. Gel, gel kardeşim." dedi.

Sağlık çantasıyla gelen Sadık'ı gördüler diye olsa gerek annemler de etrafıma doluştu. Annemle babam hızla iki yanımda kendilerine yer açarken ellerini kollarıma getirdiler. Annem "Ne oldu annem? Tansiyonun mu düştü?" diye sorduğunda Poyraz sağlık çantasından tansiyon aletini çıkartırken "Biraz fenalaştı." dedi. Gözlerimi sımsıkı kapatırken ardıma yaslandım ve bayılmak ister gibi başımı sandalyenin arkasına attım.

Annemlerden ve Poyraz'dan telaşlı sesler gelmeye başladı.

"Hih! Bayılıyor kız!"

"Ada?"

Poyraz yanağımdan tutarak başımı eğdi. Sinirden gülmeye başlarken üzerimdeki elleri ve sahiplerini sakinleştirmeye çalıştım. En sonunda Poyraz'ın telaşlı gözlerine bakarak "Hayatım, iyiyim!" diye neredeyse bağırmak zorunda kaldım.

Poyraz yeni anlamaya başlamış gibi başını onaylar şekilde salladıktan sonra tansiyon aletini geri koydu. Ben bir 'Şükür' nefesi verirken şeker aletini çıkardığını gördüm ve rahatlamama yine gölgeler düştü. Annemlere bakarken "Şekeri çıkmış kesin. Agresifleşti çünkü. Tanıyorum ben karımı, deccal modunu açtı." diye bir de açıklama yaptığında gözlerim yeniden irileşti. Poyraz'ı, onun Kenanları tuttuğu gibi yakalarından tutup kendime çektikten sonra kulağına doğru "Poyraz, şakaydı ya?" diye fısıldadım.

Dışarıdan Poyraz'a karşı agresifliğim devam ediyormuş gibi gözüküyor olsa gerek babam "Evet, evet. Kesin şekeri. Baksana dövecek çocuğu." dediğinde gözlerimi sımsıkı kapatıp sinirle dudağımı yalayarak Poyraz'ın kulağından doğruldum. Umutla gözlerimi araladığımda tedirgin bir şekilde sırıtan Poyraz'la göz göze geldim. Yine son dakika bir sürpriz gol atmayacaksa, bu sefer anlamış gibi gözüküyordu.

O da kulağıma doğru yaklaştığında etrafımızdakiler anlamaya çalışarak birbirine bakıyordu. Poyraz kulağıma "Ben onu unuttum ya..." dediğinde sinirlenmeye başlamış gibi hissetsem de istemsiz güldüm. "Bir an aklım gitti." diye açıklama yapmayı sürdürdüğünde yüzünü görebileceğim kadar geri çekilip yanağını sevdim.

"Bir aralar mantıklı bir adamdın."

Poyraz da başını onaylar şekilde sallarken iç çekti. "Sonra âşık oldum, aklımı aldın."

Ben ona gülümserken annem "Ölçsene oğlum şekerini. Bakalım." dediğinde Poyraz "Yok annecim, Ada gayet iyi." dedikten sonra cihazı çantaya koyup kapatarak Sadık'a uzattı. Babam da "Bir ölçseydik." dedikten sonra bana baktı. "Kızım iyi misin?"

"Yok, yok. Hastaneye gidelim kızım, olmaz böyle. Doktor da bir görsün."

"Yemin ediyorum iyiyim."

Asude anne "Ama emin misin kızım? İyi misiniz? Bebek nasıl?" diye sorduğunda sabırla nefes alıp "Yeminler ediyorum bebek içeride şu an bacak bacak üstüne atmış, elleri ensesinde, keyif çatıyor." dedim. Kenan elinde mısır piramitlerini andıran bir tabakla, Hakan da içecekle aramıza döndüler ve kalabalık ile, sağlık çantasına bakıp "Yine mi fenalaştı?" diye endişeyle sordular.

Babamlar "Yine mi? Demin de mi fenalaştın?" diye sorduklarında Kenan'a "Ver Allah aşkına şunu." diyerek tabağa uzandım. Görünce, üstündeki her şeyi aynı anda canım çekmişti. Kenanlardan kurtulacağım diye etrafıma annemleri de sarmıştım.

Poyraz önümde diz çöktüğü yerden kalkıp benim için tabağa uzandıktan sonra kucağıma doğru uzattı. Ben tabağı kucağıma koyarken deccal modumu hala kapatamadığım için "Ama bir çekilir misiniz etrafımdan?" diye sordum çünkü gerçekten fenalaşmama az kalmıştı.

Herkes uzaklaşsa da gözlerini üstümde tutmaya devam ederken tabağın üstündekileri yemeye başladım. Muffinin üstüne sıkılmış krema dudaklarımın etrafına ve burnumun ucuna bulaşırken pek oralı olmadım. Poyraz da halime gülerken parmağının ucuyla en azından burnumdaki kremayı alıp dudakları arasına götürdü. Parmağını dudakları arasından çekip dilinin üstündeki kremayı emerken bu görüntüyü izlediğim için muffini çiğneyişim yavaşlamıştı. Yemek gibi Poyraz'ı aşermiştim şu an.

Poyraz da bakışlarımı fark etmiş olsa gerek gülerek "Ne oldu?" diye sordu. Güçlükle keki yuttum.

"Sana kızmayayım diye bu tuşa basıyorsun şu an. Öyle değil mi kocacım?"

Parmağı bu sefer de dudağımın kenarına geldi. Kremayı yeniden dudaklarına götürürken "Ne ilgisi var karıcım?" diye sordu ama ses tonu bile beni beşinci çocuğumuza hamile bırakabilecek kadar yoğundu. Herkesi kışkışladığım için sohbetimizi duyabilecek kadar yakınımızda olan kimse yoktu.

Oldukça yumuşayan ses tonumla "Allah'tan sana 'şaka' dedim. Milleti etrafıma topladın." dedikten sonra yeni hatırlamış gibi yüzü ciddileşti ve eli telefonuna gitti. "Ah, ulan doktoru çağırmıştım, dur 'gerek yok' diyeyim. Bizim doktora da ulaşamadım, diğer doktoru çağırdım."

Gözlerim irileşirken "Onu ne ara yaptın?" diye sordum. Ben sağa sola laf yetiştirirken doktoru çağırmış olmalıydı. Asıl doktorun arama kayıtlarında da şu an on sekiz cevapsız çağrı falan olmalıydı. Bu doktor benim doğumumla birlikte emeklilik hayatına geçmese iyiydi. Kadını meslekten soğutmak üzereydik.

Hafifçe gülüp "Bir ara işte." derken kadına mesaj atıyordu. "Gerçekten sana inanamıyorum aşkım. Yani nasıl..." diye söyleneceğim sırada göz ucuyla tabaktan tatlı bir kurabiyeyi alıp bana doğru uzattı. Poyraz Akyel ve 112 acil müdahaleleri... "Sen yemeğinle ilgilen karıcım. Yemekle arana girmeme müsaade etme. Oyalamayayım seni."

Gülerken kurabiyeyi alıp afiyetle yemeye başladım. Maskot Batu'yla Yeşim ellerinde kafalarıyla kapıdan çıktıklarında artık başlayacağımızı sanarak "Hah!" diye neşelendim. Poyraz da mesaj attıktan sonra telefonu cebine koyup hala önümde diz çökmüş bir pozisyondayken omzunun ardından Batulara baktı.

"Sonunda." derken bir yandan da elini havada sallayarak Batu'ya sitemleniyordu. "Ulan çocuk doğacaktı, gözümüzle görecektik cinsiyetini. Neredesiniz siz?"

Yanımıza vardıklarında durdular. Yeşim "İyi misin Ada? Fenalaştığını duyduk." deyince sinirle gülerek Poyraz'a baktım. Sadece ve sadece Kenan'la Hakan'ı dize getirecektim, konu nerelere gelmişti. Poyraz da şirince sırıtıp "Geçti, gitti." dedi.

Batu, "Durumlarımı öğrendin." dedikten sonra kızarak garsonlara baktı. "Ulan o kadar da tembihledim söylemeyin Adalara, çözeceğim ben, diye."

Poyraz'la sırıtışımız gergin bir hal alırken Poyraz yavaşça yerden doğruldu. Batu'nun önüne geçtikçe Batu'nun da gözleri ve vücudu yavaşça Poyraz'a dönüyor, iyice gerilmeye başlıyordu. Poyraz'ın geniş omuzları yüzünden Batu'yu görememeye başladığımda ayağa kalkıp tabağı sandalyeye koydum. Poyraz'ın yanına geçtim ve sorgulayan bakışlarımı aralarında gezdirdim.

Poyraz kafayı yemek üzere bir ses tonuyla ama sırıtarak "Durumlar ne benim kardeşim?" diye sordu. Batu da tedirgin bir şekilde sırıtıp Yeşim'e baktı. İşaret parmağıyla boynunu kaşırken hafifçe yüzünü buruşturup sadece Yeşim'in duyacağını sandığı kısık bir ses tonuyla "Sanki haberleri yok da ben şimdi açık verdim gibi hissettim. Sen de öyle hissettin mi?" diye sordu.

Yeşim de tedirgin bir şekilde sırıtıp "Tam emin olamadım." dedikten sonra yüz ifadelerime baktı. Dudağını yalayıp hafifçe güldükten sonra yeniden Batu'ya baktı. "Şimdi emin oldum. Öyle olmuş."

Batu, yavaşça Poyraz'a dönerken "Kanki Sadık'ı tekrar çağırsana. Benim bir tansiyon düştü gibi oldu." dediğinde Poyraz Batu'nun kolunu tutup "Tutarım ben o tansiyonunu kardeşim. Sen söyle bakalım ne boklar yedin?" diye sordu. Batu üfleyerek Yeşim'e baktı.

"Arabamın arka koltuğunun altındaki gizli bölmede sana bir mektup bıraktım. Cenazemden sonra gidip onu bul ve oku."

Yeşim Batu'nun omzuna vurup "Ne cenazesi ya?" dedikten sonra dudağıyla ses çıkartarak kulak memesini çekiştirdi. Ellerini yumruk şekline sokup tahta niyetine Batu'nun kafasına birkaç kere vurdu. "Allah korusun. Düzgün konuş salak." dedikten sonra hafifçe dudakları kıvrıldı. Maskotu tutmayan eli oynamak üzere saçına giderken "Mektup gerçekten var mı bu arada?" diye sordu.

Batu başını onaylar şekilde salladığında Yeşim iyice sırıttı. "Ne yazıyor?"

Batu, "Oyun şifrelerim." dediğinde Yeşim'in sırıtışı silindi. Batu "Ne kızım? O kadar kastım o hesapları ben. O hesapları satar, kendine bir yazlık al. Çocuğumuzu orada büyüt." dediğinde Yeşim gözlerini devirse de güldü. "Yazlık dediğin şezlong galiba. O hesapların kaç para eder sanki."

Poyraz Batu'yu tuttuğu kolunu sarsıp "Hadisene lan. Ne olduğunu söyle." dediğinde Batu Yeşim'e "Onu sonra şey, şey yaparız." dedi ve Poyraz'a döndü. Yutkunup gözlerini aramızda gezdirdi. Derin bir nefes aldıktan sonra can havliyle gibi konuşmaya başladı. "Kanka ben görüyorum artık çiftler doğumdan sonra cinsiyeti öğreniyor. Siz niye öyle bir ihtimali hiç düşünmediniz?"

Poyraz "Ex yenge, bir uzaklaşır mısın?" diye sorunca Batu hızla başını onaylamaz bir şekilde salladı. "Uzaklaşma, burnumun direğinde yumruk tehlikesi kokusu var. Nerede bu kokuyu alsam, topuklarım." dedikten sonra yine geri çekilmeye çalıştı ama Poyraz'ın elinden kurtulamadı. Batu en sonunda Yeşim'e sığındı. "Gitme, sen varken saldırmaz. Dayak yememi görmeni istemez."

Yeşim, "Sanki ben de seni dövmüyormuşum gibi." dediğinde gerginliğime rağmen hafifçe güldüm. Ne olup bittiğini tam olarak anlayamamıştım ama çok da çözümsüz bir şey olduğunu sanmıyordum.

Poyraz "Doğru lan. Yeşim'e mi rezil olacağız?" dediğinde Batu maskot kafasını başına geçirdi. Koca kafalı bebek maskot kafasının gözleri ardından bize bakarken Poyraz'ın ters bakışlarına "Güvenlik önlemi." diye açıklama yaptı. Poyraz elini Batu'nun kolundan çekerken sessiz bir küfür mırıldanıp ellerini ensesine götürdü. "Batu anlat lan!"

Batu birkaç saniyenin ardından "Yeşim anlatacak." dedikten sonra ellerini Yeşim'in iki yanına getirdi ve önüne çekti. Yeşim üfleyerek ardına baktıktan sonra bize döndü. "Biz, bize de sürpriz olsun istedik."

Poyraz'la ben aynı anda "Niye?" diye sorduğumuzda Yeşim hafifçe dudak büktü ve 'bilmiyorum' der gibi başını iki yana salladı. "Yani... Biz de iddiaya girdiğimiz için böyle doktordan değil de işte..." derken iyice sesi içine kaçmıştı. En sonunda sesini yükselterek ardındaki Batu'yu gösterdi. "Onun fikriydi."

Batu, "Düşmana güven bana korku saçıyorsun sahte karım." diye söylendi. Yeşim gözlerini devirip "Sen de düşman sayılırsın." dedi. Batu maskot eliyle Yeşim'in boynuna yönelirken "Öğreneceğiz dost muyum, unutamadığın aşkın mıyım." dediğinde Yeşim hızla Batu'nun ellerinden kurtuldu. Batu uslu durmaya başlayacak kadar cimcik yediğinde Yeşim yeniden bize döndü ve sabrımızın azaldığı bakışlarımıza karşı derin bir nefes aldı.

"Neyse, doktor bir kâğıda yazdı. Biz de bakmadan katladık. Organizasyon şirketinden rica ettik, bir tane kekin içerisine koyup pişirebilirler mi, diye."

"Doktor değil steteskop olduğunu düşünmeye başladım." dediğimde tedirgin bir şekilde güldü. "Valla Batu benim algılarımı kapatıyor, zekâ seviyemi düşürüyor." diye sızlandı.

Poyraz, bu konu hakkında itiraz eden yorum yapacak gibi oldu ama göz ucuyla ona baktığımda çok uzağa gitmeden daha biraz önceki şapşallıklarını hatırlayıp "Neyse. Ee?" dedi. Aşk gerçekten insanı aptallaştırabiliyordu ve Yeşim'le Batu bir araya gelince normalde olduklarından bile daha garip bir ikiliye dönüştükleri için garipsemiyordum.

"Arka plan falan her şey hazırdı. Sadece biz öğrendikten sonra dövüşte hangi maskotun kazanacağı ve arkadan hangi tozların uçuşacağı belli olacaktı. O da zaman alan bir şey olmadığı için sorun olmaz diye düşündük. Sonra hazırlanan ikramlıklardan bize de tabak yapılmıştı. Batu dışarıda telefonda..." derken sinirle Batu'ya baktı ve konuşmaya devam ettiğinde sinirini neyin bozduğunu anladım. "... sevgilisiyle konuşurken..." dedikten sonra tekrar bize döndü. Devam etmeden önce sıkkın bir nefes alması gerekmişti. "... cinsiyet keki de geldi. Ben de sadece iki dakikalığına lavaboya girdim. Çıktığımda bir de baktım..." dedikten sonra yüzü bir çocuk da ağlamak üzereymiş gibi buruşurken gözleri aramızda gezinerek başını iki yana salladı. "... kekin son lokması Batu'nun midesine gidiyor."

Poyraz sinirle güldükten sonra bir elini ensesine götürdü ve ense dibindeki saçlarını karıştırırken gözleri kapandı. Birkaç saniyenin ardından gözlerini aralayıp Batu'yu gösterdi. "Ben doğru mu anlıyorum? Bizim çocuğumuzun cinsiyeti şu an Batu'nun midesinde mi?"

Batu, "Sabah yediğim tostun yanında öylece süzülüyor." dediğinde Yeşim susması için ardındaki Batu'nun karnına doğru dirsek attı ama maskot kıyafeti sert olsa gerek acıyla inlediğinde Batu hızla ellerini Yeşim'in dirseğine getirdi. "Kızım dikkat etsene." dedikten sonra bir eliyle maskot başlığını başından çıkartıp yere koydu. Yeşim'in dirseğini ovuşturduktan sonra eğilip öptü. Doğrulurken ovuşturmaya devam ediyordu. Gözleri, onu mest olmuş bir şekilde izleyen Yeşim'e dönerken yüzü hafifçe buruşmuştu. "Çok acıdı mı?"

Yeşim, "Yok." dediğinde Batu yeniden "Dikkat et." dedikten sonra kızın dirseğini son kez ovuşturup nazikçe bıraktı. O sıra Yeşim'in yüz ifadesinin ve kendi ilgisini asla gizleyemediğini fark ediyordu. Alaya başvurup "Karın kaslarıma geldi tabii. Benim gibi fit bir adamın karnına dirsek atılır mı kız?" diye sorunca Yeşim de heyecanla gülerek bize döndü.

"Maskot kıyafetinin kemerine denk geldi sandım ben ama yine de sen bilirsin." dediğinde Batu da aynı heyecanla "Yanlış sanmışsın." dedi.

Poyraz, "Tamam arayın doktoru söylesin yeniden cinsiyeti." dediğinde Yeşim'le Batu'nun sırıtışları yeniden tedirgin bir hal aldı. Batu Yeşim'in omzunun üstünden elini kaldırıp işaret parmağını 'bir' der gibi havalandırdı. "İşte orada küçük bir pürüzümüz var."

Poyraz sabırla nefes alıp dudaklarını yalarken gözlerini bana çevirdi. Herhalde bu duruma stres yapıp yapmadığımı görmek üzere bakmıştı ama gülerek omuz silktim. Tamam garip ve tatsız bir durum olmuştu ama bir yandan da komikti. Ayrıca çözümsüz bir durum da değildi. Geç öğrenirdik ama bir şekilde yine de öğrenecektik.

Benim sorun etmediğimi görünce Poyraz biraz rahatlayarak kolunu omzuma sardı ve beni kendisine çekti. Ben de bir kolumu ardından Poyraz'ın beline sararken "Neymiş sorunumuz?" diye sordum. Benim gerilmediğimi gören Yeşim ve Batu biraz rahatlayarak konuşmaya devam ettiler.

"Doktora ulaşamıyoruz."

Poyraz sıkkın bir nefes aldıktan sonra "Batu senin ben..." diye başladığı sırada "Şş..." diyerek araya girdim. Parmak uçlarımda yükselip yanağına yöneceğim sırada kolaylık sağlayarak eğildi ve yanağını öptüm. Öptüğüm yeri vücuduna sarmadığım elimle de sevdikten sonra "Sorun değil." dedim. "İllaha ulaşırız, yok olacak hali yok ya. En kötü gider diğer doktora muayene olurum."

Batu, "Süpersin yengem." dedikten sonra Poyraz'a beni gösterdi. "Maşa ve Koca Ayı gibisiniz. Bak kız ne kadar tatlı. Sen ortalarda dolaş 'hır, hır' diye... Selam, diyoruz." dedikten sonra 'Hulk' gibi kollarını iki yanında kasarak kaldırdı ve yüzünü kızgın bir yüz ifadesine sokarak "Hır..." dedi. Yüz ifadesini düzeltip "Çocuğun cinsiyetinin olduğu kâğıt midemde diyoruz, hır..." derken yine aynı ifadeye büründü.

Poyraz Batu'ya "Aynı şey mi belasını öptüğüm?" diye sorunca Batu da hafifçe gülüp ellerini belininin iki yanına yasladı. "Biraz farklı tabi."

Selam demekle 'çocuğunun cinsiyetinin olduğu kâğıt midemde' demenin getirdiği ruh hali farklıydı tabi. Ayrıca Poyraz normal şartlarda sakin, sabırlı, pamuk gibi bir adamdı ama duymak uğruna kapılar dinlediği cinsiyete geç ulaşacak olmasının gerginliği yaşıyordu.

Batu'nun sırıtışı silinirken Yeşim'e ters ters baktı. O sıra saçlarıyla oynayan Yeşim Batu'nun bakışını fark edip başını ona çevirirken kaşlarını kaldırdı ve 'Ne?' der gibi başını salladı. "Maşa ile koca ayı deyince aklıma seninki geldi. Bir süre konuşmayalım."

Yeşim gözlerini devirip saçlarını bırakırken "Ne kadar süre?" diye sordu.

Batu omuz silkip "Birkaç dakika." deyince Yeşim güler gibi oldu. Yeşim'in bu yüz ifadesine Batu iyice sinirlenip "Bir de gülüyorsun ya..." dedi.

Yeşim "Şu an başka bir derdimiz var." diye hatırlatınca Batu "Benim derdim her zaman sensin." dedi. Yeşim'in bakışları titrerken heyecanını gizlemeye çalışsa da kekeleyerek "Sevgilin yok mu senin? Bunlar nasıl cümleler?" diye sordu.

Batu üfleyerek bakışlarını kaçırdı. Arada kendi söylediği yalanı unutuyordu. "Sevgilim hiç dert yaratmıyor."

Yeşim 'derdim sensin' cümlesinin romantik değil de hakaret gibi söylendiğini düşünmeye başladığı için yüzü asıldı ve bakışlarını bize çevirdi. Batu da gergin bir şekilde etrafı izlediği bir sürenin ardından bizlere baktı. "Ne yapacağız?"

Poyraz "Tuvalete çıkmanı bekleyeceğiz anasını satayım." dediğinde Batu'nun kaşları kalktı. Bir an şaka olup olmadığını anlayamadı. Poyraz ters bir şekilde "Ne ne yapacağız? Oturup doktoru bekleyeceğiz." dedikten sonra bana baktı. "Karımın tabağındaki yemekler bitince, hala cinsiyeti öğrenememiş olursanız, Batu'ya söve söve yeni doktora gideceğiz." dedi.

Batu "Ha yani, tuvalete çıkmam da bir gün sürer, diyecektim." dediğinde beni sandalyeye yönlendirmek üzere ardına dönen Poyraz bir anda Batu'ya döndü. Batu Poyraz'ın bakışlarına karşı şirince sırıtıp "Tamam kanka, ben doktoru bir daha arayayım." dedi.

Kenan'la Hakan aramıza dâhil olmak üzere yaklaşmaya başlayınca Batu hızla bize yaklaştı. Kısık bir ses tonuyla "Allah'ınız varsa onlara söylemezsiniz. Sabahtan beri hava kasıyorum, beni yerin dibine sokarlar." derken ara ara ne kadar yaklaştıklarını ölçmek için ardına bakıyordu. Cümlesi, daha doğrusu yalvarışı bittiğinde bir eliyle benim kolumu diğeriyle Poyraz'ın kolunu tuttu. "Lütfen."

Ben "Tamam." diyecekken Poyraz Kenanlara dönüp "Batu çocuğumuzun cinsiyetini yemiş." deyince Batu 'yapacağın işi...' der gibi baktı. "Allahsız köpek. Allah'ın varsa dedim lan."

Poyraz, "Seni dövmediğime dua et. Ulan şu Yeşim'e dua et. Yemin ediyorum maskot kafasıyla ayrı, yumruğumla ayrı döverdim seni. Şu boğazını bir dakika tutsan, şu an çocuğumuzun cinsiyetini kutluyorduk." dedi.

Batu üfleyip "İsterseniz siz bekleyin, ben ultrasona girip geleyim. Okusunlar kâğıdı." dediğinde yanımıza gelen Yeşim bunun imkânsızlığından bahsetmek için dudaklarını aralasa da sonra "Aman ya..." diyerek boşverdi.

Batu da "Şaka yapıyorum güzelim." dedikten sonra kolunu Yeşim'in omzuna atacak gibi oldu. Ne yaptığını fark ederken hızla elini saçlarına daldırdı ve saçının önünü düzeltirken ıslık çaldı. Yeşim de çocuğunun cinsiyetini öğrenememiş Poyraz hayal kırıklığıyla baktı.

Kenanlar da yanımıza vardıktan sonra "Nasıl yani?" diye sordular ve küçük bir özet geçtik. Kenan'la Hakan Batu'nun iki yanına geçerken elleri karnında gülüyorlardı. Batu gözlerini ikisine de ters ters bakarak gezdirirken "Susun lan artık." deyip karnımı gösterdi. "Yeğenim uyuyor, uyandırdınız çocuğu. Dört aylıyken başını ağrıttınız çocuğun, 'minoset' istiyor içeride."

Kenan elini Batu'nun omzuna koyarken "Senden vaftiz baba değil, olsa olsa 'minoset' olur zaten. O da işe yaramıyor, sen de işe yaramıyorsun." dediğinde Batu iğrenirmiş gibi üfledikten sonra "Ucuz şakalar." dedi. Yeşim'in güldüğünü fark ettiğinde "Yaktın beni hain." dedikten sonra hafifçe omuz silkip bakışlarını kaçırdı. "Neyse ki alışığız. Bu sırtımdan ilk vuruşun değil."

Yeşim'in keyfi iyice kaçarken bakışlarını kaçırıp burnundan nefesini üfledi. Dudağının kenarını kemirip dururken sessiz kalmayı tercih etti. Gözler üstünde olduğu için yeniden üfleyip maskot başlığına yöneldi ve başına taktı.

Hakan, "Bir de bana konfeti verirken kaşlarını kaldırıp 'Patlatabilirsin değil mi?' diye kıl kıl soruyorsun. En azından cinsiyet kâğıdını yemezdim kardeşim." dediğinde Batu Yeşim'le arasını gösterip "Kardeşim dur şurada arabesk bir an yaşıyoruz. Dalganıza sonra bakarsınız." dedi.

Hakan "Ama daha üç tane cümlem vardı." diye çocuk gibi söylendiğinde Batu'nun bakışları dolayısıyla "İyi lan tamam." dedi. Yeşim'in maskot başlığının ardından nereye baktığı görülmese de başı Batu'ya dönük olduğu için Batu da yüz ifadelerini gizleme ihtiyacıyla maskot başlığına yöneldi. İkisi de maskot başlıklarının ardında ağlamaya başlasa şaşırmazdım.

"Batu Bey! Yeşim Hanım!"

Hep beraber mutfağın olduğu kapıdan çıkan yaşlı bir teyzenin bize doğru koşuşuna döndük. Elinde bir kâğıt sallıyordu. Teyze nefes nefese yanımıza varırken biz de birkaç adım ona yaklaşmıştık. Teyze dizlerine doğru eğilmiş nefesini düzene sokmaya çalışırken merakla ona bakıyorduk.

En sonunda Batu elini teyzenin sırtına koyup "Teyzem iyi misin? Ne oldu?" diye sordu. Teyze yavaşça doğrulduktan sonra kayan bonesini düzeltti ve bakışlarını Yeşim'le Batu arasında gezdirdi. "Ben keke kâğıdı koymayı unutmuşum."

Dudaklarım heyecanla aralanırken elim de dudaklarıma doğru gitti. İrileşen ve parlayan gözlerle Poyraz'a baktığımda Poyraz da aynı ifadeyle bana dönmüştü. Ellerimiz heyecanla birbirine giderken parmak uçlarımız beceriksizce birbirini kaçırdı ve en sonunda yüksek sesle gülüp birbirimize sarıldık. Sarmaş dolaş döne döne zıplamaya başladık.

Kenan, mutlu olsa da "Bu herifte şeytan tüyü var ya. Ne olursa olsun hep tatlıya bağlıyor." dedi. Hakan da "Neyse yeğenimizin cinsiyetini öğreneceğiz." dedikten sonra eliyle Cansu'ya 'Gel gel' yaparken "Topla milleti, gel aşkım!" diye seslendi. Poyraz'la ben zıplaya zıplaya dönerken benim Batuları görebileceğim açıya geldiğimizde durduk. Batu'nun teyzeye sevgiyle sarılıp alnını vakumlar gibi öpüyordu. En son annemin bir altın gününde yaşlı bir teyze tarafından böyle öpülmüştüm.

"Teyzem bundan sonra sen benim vaftiz annemsin."

Teyze anlık gelen sorumluluğa karşı kaşları çatılsa da gülmeden edemedi. Batu kollarını teyzeden çektikten sonra Yeşim'e baktı. Yeşim de elleri çenesinde sırıtarak ona bakıyordu. "Ulan yememişim ya..." dedikten sonra kahkaha atıp Yeşim'e sarıldı. Yeşim de ona sarılırken maskot kıyafetleri yüzünden garip duruyorlardı ve kafalarının büyüklüğü yüzünden tam olarak sarılamıyorlardı ama tatlılardı.

Sarılan vücutları iki yana sallanırken bizim kadar mutlu gözüken aşçı teyze kâğıdı uzattığında Batular da yavaşça ayrıldı ve Batu kâğıda uzandı. Poyraz hızla kollarını üstümden çekip onlara yaklaştı ve kâğıdı kaptı. Açıp bir anda bakmasından endişe edip birkaç adımla yanına yetiştim ve elini tuttum. Poyraz da heyecanla titreyen elinde, kâğıda bakıyordu. Katlı kâğıdın ardını görebilirmiş gibi...

Güzel teninin heyecandan kızardığını, gülmekten gözlerinin yanında ve dudaklarının etrafında oluşan çizgileri gülümseyerek izledim. O sıra gözleri bana döndü. Kâğıdı tutmayan eli yanağıma gelirken alnıma gözlerimin kapanacağı bir öpücük bıraktı.

Batu "Tamam lan bu sefer yemeyeceğim. Valla bak. Verin kâğıdı bize, parti devam etsin." dedi.

Yeşim, "Her an Batu'nun yanında olacağım. Yemesine müsaade etmeyeceğim." diye güvence verdi. Batu'nun maskot başı Yeşim'e doğru döndü. Her an yanında olacağı ayrıntısına takılmış olmalıydı. "Tutamayacağın sözler verme."

Yeşim nasıl bir yüz ifadesiyle görülemese de yumuşak bir ses tonuyla "Ne biliyorsun? Belki tutarım." dediğinde Batu'nun ona doğru bakmaya devam etti. Birkaç saniye sonra kafası karışmış bir ses tonuyla "Nasıl yani..." derken Yeşim Poyraz'ın uzattığı kâğıdı kaptı. Batu "Ne demek istiyorsun?" diyerek tüm vücuduyla Yeşim'e dönüyor olduğu sırada Poyraz Batu'nun kolundan tuttu. "Kardeşim çocuğumun cinsiyetini bir kere daha yersen, seninle arayı açarım." dediğinde gülüştük. Poyraz da yüzünü buruşturup "Bana nasıl cümleler kurduruyorsun ya..." diye sızlandı.

Duru koşarak yanımıza geldi. Elinde bir torba tutuyordu. Diğer elindeki katlanmış kâğıdı da torbaya koydu. "Tahminleri topladım. Hah, ver bakayım onu da." diyerek Yeşim'in elinden kâğıdı aldı ve torbaya attı. Hepimiz uzay yürüyüşü yavaşlığında tepki verirken ellerimiz Duru'ya doğru uzandı ama Duru o sıra torbadaki diğer kâğıtlarla birlikte karışması için sallıyordu.

Batu şirince sırıtarak işaret parmağıyla hepimizi gösterdi. "Gördünüz. Ben yemedim. Bu sefer Duru bacım yaptı yapacağını."

Duru "Ne yaptım be?" derken torbanın ipini bağlıyordu.

Poyraz "Ben artık keçileri kaçırmayacağım, keçileri direkt sike..." diyeceği sırada babamla göz göze geldi ve sustu. Ağlamak üzereymiş gibi elini babamın omzuna götürürken "Baba delirmek üzereyim." dedi. Babam omzundaki Poyraz'ın elini sıvazlarken "Ne oluyor çocuklar?" diyerek bizlere baktı. Durumu bilen herkesin yüzünde bıkkın ve üzgün bir ifade vardı.

Poyraz elini babamdan çekerken Duru'ya yöneldi. Duru'nun saçlarını karıştırmak konusunda büyük bir savaş başlatırken "Lan iddia bayisinde miyiz? Bahis toplamak ne demek ha abicim? Niye böyle bir şey yapıyorsun ha benim dünyalar güzeli kardeşim?" diye söyleniyordu. Aynı şeyi Batu falan yapmış olsaydı şimdiye burnu kırılmıştı ama Duru'nun anca saçını bozuyordu haliyle. Duru abisinden kaçışırken bir yandan da torbayla abisine küçük darbeler indiriyordu. "Ya abi bıraksana! Ne yaptım be? Saçımı mahvettin!"

Poyraz can havliyle boğuştukları için her hecede nefes nefese "Vurma şu torbayla. Evladımın cinsiyeti var orada..." dedikten sonra kardeşinin elinden torbayı kaptı. Duru saçlarını düzeltirken Fırat'a "Ne oldu ki?" diye sordu. Fırat "Valla ben de bilmiyorum aşkım. Seninleydim." dedikten sonra bizlere baktı. Batu ilgiyi üzerinde toplamak için alkış yaptığı elleri havada yükselttikten sonra basın açıklaması yapmaya başladı. "Bebeğin cinsiyetini bir kâğıda yazdık. O kâğıt da şu an bahis kâğıtlarının arasına karıştı." diye özetledi.

Kenan "Kek mevzusunu niye anlatmıyorsun kardeşim?" dediğinde Batu ellerini havadan indirirken Kenan'a ters ters baktı. "Kardeşim o konuda beraat ettim ben. Benim keki yememle ilgisi yokmuş, karıştırma şimdi."

Hakan, "Oğlum sen size de sürpriz olsun istemeseydin şimdiye evlere bile dağılmıştık." dediğinde Yeşim, "Ne var heves ettiyse?" diye korumaya geçti. Batu Yeşim'e döndü. "Döverim de severim de diyorsun?"

Yeşim birkaç saniyenin ardından "Göremiyorsun diye belirtiyorum, gözlerimi devirdim." dediğinde Batu'yla birlikte birkaçımız daha güldük. Zaten sohbetleri insana kafayı yedirtiyordu bir de bu sohbetleri koca kafalı bebek maskotlarıyla yaptıklarında iyice komik duruyorlardı.

Duru "Valla tahmin toplamaya üniversitede başladım. Arkadaşlarımın da tahminleri var o torbada." dedi.

Poyraz Fırat'a dönüp "Yarın gel iste şu kızı, al götür." dediği için Duru "Ya abi!" dedikten sonra üzgün bir şekilde dudak büktü. Poyraz kardeşinin yanağından makas alırken istemsiz yumuşadı. "Yalandan rol yapma cadı."

Duru "Rol yapmıyorum." dese bile abisi makas aldığı gibi şirince gülümsemeye başladı. Poyraz Deniz'e dönüp "Gel kız, ayrımcılık olmasın." dediğinde Deniz de gülerek yanağını uzattı. Poyraz Deniz'in yanağından makas aldıktan sonra kolunu da omzuna attı ve sarıldı. "Neyse ki sen Duru ablan gibi değilsin. Valla bugün burada sinirimi bozmayan çok az insan kaldı."

Duru dil çıkarttığında Poyraz diğer kolunu uzattı. Duru 'istemem yan cebime koy' edalarıyla asık bir suratla ama hızlı hareketler ile Poyraz'ın kolunun altına girdi.

"Bu ne ya? Bana yer kalmadı." diye onları dürttüğümde Poyraz "Bir dakikaya seninim güzelim." dedikten sonra Hakan'a doğru göz kırptı. "Bu kadar paylaşılamamak bazen yoruyor biliyor musun?"

Hakan, "Allah kolaylık versin." diye dalga geçerken Poyraz kollarımı kendi kendime sardığımı gördüğünde gözlerini Deniz'le Duru arasında gezdirerek "Bana müsaade." dedi. Duru'yla Deniz de bana bakarak güldüler ve Poyraz'ın göğsüne yasladıkları başlarını kaldırdılar. Poyraz yanıma gelip bir kolunu belime sardığında yalandan büktüğüm dudağımı düzeltip sırıtmaya başladım. Kollarımı göğsümden çözüp Poyraz'a doladım. Poyraz yüzümü göremezken Deniz'le Duru'ya şeytani bir bakış ile sırıtış bahşettim.

Deniz benim yüzümü şikâyet ettiğinde Poyraz "Biliyorum abicim biliyorum." dedi. "Tahmin edebiliyorum ama yapacak bir şey yok. Şeytan da olsa karım, melek de olsa karım."

"Ya işte bakın..." der gibi Duru'yla Deniz'e göz kırptığımda gözlerini devirseler de güldüler. Poyraz torbayı Batu'ya doğru fırlattı. Batu havada tutarken Poyraz "Şunun içinden bulun Allah aşkına. Sadık'ı kendim için çağıracağım şimdi, tansiyonum iyi değil." diye söylendi.

Batu gizli olsun diye mekânın odalarından birine yönelirken sinsi sinsi başka yöne uzaklaşan Duru'ya bakmadan seslendi. "Duru gel kız sen de. Başımıza sen bela ettin."

Duru oflayarak Batu'nun peşinden yöneldi. Yeşim, Batu ve Duru odaya kapandıklarında biz de sandalyelere oturduk. Başım Poyraz'ın omzundayken Poyraz da kolumu sıvazlıyordu. "Doktor da ne zamandır dönüş yapmıyor. Bizim ona her an ulaşabilmemiz gerekmiyor mu? Hayır yani ya doğuruyor olsaydın şu an? Ben mi doğurtacaktım seni?"

"Dördüncü ayda mı?"

Poyraz, kem küm ettikten sonra "Ama dokuzuncu ayda da olabilirdin." dediğinde "Aşkım kadın belki zaten doğumdadır." dediğimde "Olabilir..." diye mırıldandı. Muhtemelen öyleydi, yoksa şimdiye kadar beş dakikadan fazla bizi cevapsız bırakmıyordu. "Benim de doğum tehlikemin olduğu bir ayda olsaydık, planları ona göre olurdu eminim ki."

Poyraz "Yine de ikinci doktorla da arayı açmayalım. O da her an hazır olsun." dediğinde hafifçe güldüm. Uykum gelmeye başlamıştı. Akşam uykuları yetmiyordu, bazı günler öğlen de uykum geliyordu. Cinsiyet öğreneceğiz diye saatlerimiz geçmişti ve pek de sakin saatler olmadığı için yorgun hissediyordum.

"Kocacım sen aldığın eğitimlerle beni doğurtabilirsin bence."

Poyraz "Başka bir kadını belki ama seni hayır." dediğinde başta güldüm ama hayal ettiğim için rahatsız olarak omzundan doğruldum. "Başka kadın, tamlamasını bir kere daha cümle içerisinde ya da zihninde kullanırsan başrol kadının kaçıp gidip beş sene sonra çocukla ülkeye geri döndüğü yaz dizisinin son sezonuna döneriz bak."

Tüm bunları tek nefeste söylediğim için Poyraz gözlerini kırpıştırdı. Birkaç saniye sonra şaşkın bir şekilde güldü. "Öncelikle..." derken bir elini karnıma getirdi. Diğer eli omzumun ardından sırtıma kaydı ve saçlarımla oynamaya başladı. Burunlarımızı birbirine yakınlaştırırken "... o sezon daha gitmenize izin vermememle değişmeye başlardı sevgilim." dedikten sonra burnunu burnuma sürttü. Gözlerim kapanırken huzurla gülümsedim. "Ha diyelim ki gitmeyi başardın, bir gün geçmeden her neredeysen kapına dikilirim."

Memnun bir şekilde "Hm..." dedikten sonra "Bizi bırakmazsın yani?" dediğimde insanlar, daha doğrusu aileler içerisinde olduğumuz için dudağıma yönelmediğini biliyordum ama bu mesafede de çok uslu gözükmüyor olmalıydık. Dudağıma doğru fısıldadı.

"Asla bırakmam."

"Bulduk kâğıdı!"

Poyraz hızla kollarını üstümden çekip yok olduğunda gülümsemem silinirken gözlerimi yavaşça araladım. Karşımda kimseyi göremediğimde gözlerimi kırpıştırarak bakışlarımı sesin geldiği yöne doğru çevirdim. Poyraz kalkmış, Batu'ya doğru gitmişti. Neyse ki bizi asla bırakmıyordu!

Batu'nun maskot kollarına yapışmış, "Söyle hadi!" dediğinde Batu kendisini kurtarıp "Yav partiye devam edeceğiz. Git geç yerine kardeşim, gösteriyi bölme." dedi. Kenan da Poyraz'ı tutup arka plana doğru çekerken "Az daha sabır kardeşim." dedi. Poyraz ellerini saçlarına götürmüş üflerken benimle göz göze gelince ellerini yavaşça indirip duraksadı. Kenan da duraksamak zorunda kalırken benden yana baktı. Poyraz tedirgin bir şekilde sırıtıp "Lan karımı unuttum ya..." diyerek bana yöneldi. Ben o sıra oturduğum sandalyede bacak bacak üstüne atmış, kollarımı göğsümde birleştirmiş, kafamı da 'gel gel' der gibi sallıyordum.

Poyraz hızlı adımlarla yanıma varıp ellerime uzandığında kollarımı göğsümden çözmemekte direnip "Hani bırakmıyordun bizi?" diye sitemle sordum.

"Bu saniyeden itibaren bırakırsam şerefsiz evladıyım."

Batu, "Herkes yerine, cinsiyeti açıklayacağız!" dediğinde Poyraz yeniden beni, bizi boş verip Batu'ya yönelecek gibi oldu ama bu sefer bir saniye geçmeden fark etti. Bana dönüp yeniden ellerime uzandı ve şirince sırıtarak "Şaka." dedi. İnanmadığıma dair bakışlar attım.

Poyraz "Tamam, bu saniyeden itibaren söz." dediğinde gülmeye başladım. O da heyecanla gülerken sonunda ulaşabildiği ellerimi alıp dudaklarına götürdü. Üstüne sayısız öpücük bıraktıktan sonra "Mazur gör sevgilim, çok heyecanlıyım." diye açıkladı.

Gözlerim tatlı heyecanın her detayında olduğu güzel yüzündeyken gülümseyerek "Hiç belli olmuyor." dedim. Gülümsedikten sonra bir elini belime getirip beni nazikçe kaldırdı. Şimdi bile kalkıp oturmama kendince yardımcı oluyordu, dokuzuncu ayda önümde sandalye gibi eğilecek olmalıydı. Bizim için hazırlanan arka planın önüne geçtik. Heyecanlı yüzler bizim önümüzde sıralanırken kameramanlar da bizi çekiyordu. Heyecanlı bakışlarımız bir birbirimize, bir sevdiklerimize dönüyordu. Her şey tatlıyken Duru oldukça ince çıkan sesiyle "Hadiyin ya!" diye çığlık attıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi tatlı tatlı el çırpmaya ve heyecanla beklemeye devam etti.

Kenan Duru'nun sabırsızlığına gülüp "Sen öğrenmedin mi zaten kızım?" diye sorunca Duru üzgün bir şekilde "Yok." dedi. "Yeşim'e denk geldi kâğıt. Bana göstermeden buraya yolladılar."

Hakan konfetiyle ortalarda dolaşırken birkaç kişi daha konfeti edinmişti. Mekân görevlilerinden de elinde tutanlar vardı. Hakan Cansu'ya "Patlatabilirim, değil mi?" diye sorunca Cansu gülerek "Kendine inan hayatım." diye dalga geçti. Hakan şaka olduğunu anlamayıp önüne dönerken derin bir nefes alıp "İnanıyorum." dedi.

"Resmen birazdan cinsiyeti öğreneceğiz." dedikten sonra el çırpıp Poyraz'a döndüm.

Poyraz da heyecanla gülüp "Tabii bu sefer Batu'yu mafyalar kaçırmadıysa." dedikten sonra hafifçe ciddileşip "O da olmaz artık herhalde?" dediğinde gülerek yanağına yöneldim. Yanağını bana doğru eğdiğinde uzun bir öpücük bıraktım. Doğrulmadan diğer yanağını da uzattı. "Hatırı kalır."

Gülümsedikten sonra diğer yanağını da öptüm. Poyraz doğrulduktan sonra elleriyle yüzünü sıvazlayıp birkaç kez yerinde zıpladı ve başını iki yana sallarken nefesini üfledi. "Kalp krizi belirtileri yaşıyorum. İnşallah heyecandandır."

"Allah korusun." desem de "İnşallah." diye eklemeden edemedim. Yüzü de iyice kızarmıştı. Benim de yüzüm aynı olsa gerek Poyraz yüzüme doğru elleriyle hava çarpmaya başladığında gülerek ben de onun yüzüne doğru çarpmaya başladım. Bir müzik çalmaya başladığında birbirimize bakan gözlerimiz irileşirken ellerimiz donakaldı.

Poyraz "Başladı mı?" diye bana sorduğunda "Galiba." dedim. Heyecanla güldükten sonra birbirimizin ellerini yakalayıp orta alana doğru döndük.

Kameramanlardan birkaçı dans ede ede orta alana yaklaşan Batu ve Yeşim'i çekmeye başlarken Poyraz'la sarmaş dolaş olup heyecanla sallanmaya başladık. Gözlerim dans eden Batulardayken dolmuşlardı. Kırpıştırıp hızla görüşümü netleştirmeye çalıştım. Kalbim kulağımda atıyordu.

Batu çizgi filmlerden çıkmış gibi zıplaya zıplaya dans ederken Yeşim de fena durmuyordu. Batu Yeşim'in ellerine uzanıp onu da etrafında döndüre döndüre dans etmeyi sürdürdü. Orta alana geldiklerinde herkes onlara yer açtı. Başta dans ede ede birbirlerinin etrafında döndüler. Batu eğlenceli danstan, düğün dansına döner gibi ellerini kızın beline koyduğunda ve kendisine çektiğinde Yeşim müziğin ardından hafifçe duyularak güldü.

Batu da "Ha doğru, cinsiyet." dedikten sonra tekrar birbirlerinin etrafında dönmeye başladılar. Birazdan güreşeceklermiş gibiydi. Batu, Yeşim'e el ense çektiğinde benim gibi birkaç kişi daha gülerken Yeşim ensesindeki elden kurtulmaya çalışıyordu. Şimdi yalandan dövüşecekler, ayakta kalan cinsiyetin cevabı olacaktı. Yeşim kız bebek maskot elbisesi giyinmiş, Batu da erkek bebeğinkini giymişti.

Yeşim, Batu'nun el ensesinden kurtulduktan sonra birkaç yalandan vurur sanırken adamın resmen üstüne atlayıp saldırmaya başladığında bir elim dudağıma giderken şaşkın bir şekilde güldüm. O da Batu'yu dövecek yer arıyor olmalıydı. Batu, Yeşim'den kaçmaya başladı. Birbirleri peşinde daireler çiziyordu. Batu o sıra çalışanların onlara uzattığı balon kılıçlardan birini aldı. Diğerini de Yeşim aldı ve yeniden birbirlerine döndüler. Karayip Korsanları'nın yasaklanan bir filmini çekerek kılıçlarla savaştıkları bir sürenin ardından Poyraz "Allah rızası için hadi!" diye seslenince bazıları gülerken bazıları da destekler sesler çıkartıyordu. Sabrımız kalmamıştı.

Batu, Yeşim'i ittirdi. Yeşim geriye doğru tökezlerken gözlerim irileşti. Erkek mi kazanacaktı?

Yeşim düşmek üzereyken Batu kolunu beline dolayarak tuttu. Kaşlarım kalkarken tırnaklarımı yemeye başlamak üzereydim. Stres vücudumda kan gibi akıyordu ve her detayda Poyraz'la birbirimizi tutan ellerimiz sıkılaşıyordu.

Batu'yla Yeşim'in konumu değişti. Yeşim doğrulurken Batu eğilir gibi oldu ve Yeşim'in ittirmesiyle Batu yere düştü. Dudaklarım aralanırken Batu yerde debelenir gibi yapmaya başladı. Ne olacak, kalkacak mı derken Yeşim bir ayağını Batu'nun karnına koydu ve Batu'nun kolları hareketsizleşti.

Ben "Nasıl yani?" diye adeta çığlık atarken herkes şaşkın bir şekilde birbirine döndü. Poyraz "Lan kız mı?" diye heyecanla bağırdı. Herkes yeniden Yeşimlere döndü. Yeşim orta alanda dans etmeye başladığında Batu hala hareketsiz yatıyordu. Kız mıydı?

Çalışanların ayarladığı balonlar patlarken içinden pembe tozlar uçuşmaya başladığında çığlıklar yükseldi. Duru "Resmen kız!" derken en yakınındaki Deniz'e sarılarak zıplamaya başladı. Deniz de "Kız!" diye bağırıp duruyordu.

Ben hala donmuş haldeyken herkesten ayrı sesler çıkıyordu. Poyraz benden önce çözülüp "Kız!" diye bağırdı. Heyecanla bağırdığı için sesi çatallıydı. Ellerim dudaklarıma giderken şaşkın bir şekilde Poyraz'a döndüm. Poyraz da aynı ifadeyle bana dönmüştü. "Kız lan kız!" dedikten sonra ellerini iki yanında açıp kahkaha attı.

Bana erkek olacak gibi geliyordu ama erkek çıksa bile aynı bu şaşkınlığa kapılacağıma emindim. İdrak etmekte zorlanıyordum. Bizim bir kızımız mı olacaktı? Kız bebek Akyel?

Kolları hızla belime dolanırken beni kucağına çekti. Ayaklarım yerden kesilirken hamile olduğum için fazla döndürmek istemese de çoğu zaman hissettirdikleriyle başarabildiği gibi beni bir süre havada tuttu. Yaşlı gözlerim boynunu ıslatırken o da saçımı sayısız öpücükler bırakıyordu. Boynuma gömülmeden önce "Resmen kız..." diye fısıldadı. "Kızım..."

Kızım, deyişine karşı boynunu saran kollarımı mümkünmüş gibi daha da sıkarken ağlayışım arttı. Onun da ağladığını duyduğumda kollarım gevşemeye başladı. İstediğim gibi beni yere doğru indirirken yüzümü hafifçe geri çektim ve ellerim ıslak yanaklarına geldi. Gülümseyerek birbirimizin gözyaşlarını sildik. Elleri yanaklarıma yerleşirken ağladığı için boğuk sesiyle "Artık uyurken iki yanımda da seni görebileceğim..." dedi. Ağlayışımla harmanlanan bir gülüş dudaklarımdan çıkarken başımı onaylar şekilde salladım.

Poyraz mest olmuş gibi gözlerini kapatıp başını hafifçe iki yana salladı ve "Sana benzeyecek..." dedi. Gözlerini yeniden araladıktan sonra gülüp alnını alnıma yasladı. "Siktir... Sana benzeyecek..."

Gülüşümde alt dudağımı ısırdım. "Kız babası Poyraz Akyel?"

Sorum onu mümkünmüş gibi daha da keyiflendirirken alınlarımızı ayırıp kahkaha attı. Bir sağ yanağıma, bir sol yanağıma sayısız öpücükler bıraktı. En sonunda burnumu da öptü. Gözyaşları gülümseyişini ıslatırken "Kız annesi Ada Akyel?" diye sordu. Ben de gülerek başımı onaylar şekilde salladım.

"Sen kazandın."

Poyraz başını onaylar şekilde sallarken huzurla nefes aldı. "Tek dileğim, senden bir tane daha varmış gibi ortalarda küçük bir kızın koşuşturup durmasıydı. Yoksa kız ya da erkek inan hiç fark etmiyor. Yeter ki senden olsun, seninle olsun."

Kimlerin arasında olduğumuzu umursamadan uzanıp dudağına gözyaşlarımızla ıslanmış bir öpücük bıraktım. İkimiz de öpüşümüzde derin bir nefes aldık. Dudaklarımız hafifçe ayrılırken "Babasına âşık bir kız olacak." diye fısıldadım. Buna o kadar emindim ki...

Birbirimize ıslak bakışlar, huzur dolu gülüşlerle bakarken bir anda vücudumuza sayısız kollar sarıldı. Sevdiklerimiz etrafımızda toplanırken kahkahalarımız yükseldi. Bulanık gözlerim yüzünden kime sarıldığımı bile anlayamasam da herkese sımsıkı sarılıp dururken ne kadar süre geçtiğini bilemiyordum. Herkes en az yedi kere birbirine sarılmıştı. Hakan "Lan konfeti vardı." dedikten sonra montunun iç cebine koyduğu konfetiyi çıkardı. Bize doğru tuttuğunda yeniden güldük ve Poyraz belimden tutarak beni hafifçe geri çekti. Boşuna çekmişti çünkü konfeti patlamadı.

Hakan'ın gülüşü azalırken tekrar denedi. Ve tekrar denedi. "Harbiden patlatamadım ya lan. Şom ağızlı Batu!"

Cansu gülerek "Kendine yeterince inanmadın mı hayatım?" diye sordu. Hakan üzgün bir şekilde bana baktığında gülerek kolumu kaldırdım ve onu sekizinci sarılışımıza davet ettim. O da yeniden gülmeye başladı ve Poyraz'la bana aynı anda sarıldı.

"Lan sayenizde kız dayısı oldum. Herkese benden çay!"

Duru "Ay evet buradan çay bahçesine gidelim!" dedi. Sosyete kızı Duru'yu da Hakanların çay bahçesine gide gele alıştırmıştık. Bazı pazarlar, havada soğuk değilse orada kahvaltı yapmaya gidiyorduk. Duru'yu onaylayan sesler çıktı. Bu heyecan üstümüzden tüm gün gitmeyecek gibiydi, birbirimize sarılıp sarılıp durmak üzere yan yana olsak iyi olurdu.

Batu, "Çekil lan bir konfeti bile patlatamıyorsun. Biraz daha sarılacağım kız yeğenime." diyerek Hakan'ı çektiğinde Hakan laf edemeyeceği kadar keyifliydi. Batu da zaten şaka yapıyordu. Maskot kafasını çıkartmıştı ama gövdesi hala kocamandı.

Batu ellerini karnıma doğru getirirken bebek sesleri çıkartarak "Abucu cubucu, amcan yesin mi seni? Kız mısın sen? Batunaz?" derken gülerek Poyraz'a baktım. Poyraz da hala akıp duran gözyaşlarını silerken bir yandan da gülüyordu.

Yeşim de duygulanmıştı. Bana sarılırken de biraz önce gördüğüm kadarıyla Batu'yla sarılıp dururlarken de bir yandan ağlıyordu. Batu'nun yanına geldiğinde Batu ona da karşımızda yer açarken bir elini beline götürdü. Yeşim ya da Batu bu teması garipsemedi. Yan yanalarken bazı temaslar kendiliğinden geliyor gibiydi. "Batu'cum, iddiayı Poyraz kazandığına göre ismi de Poyraz koyacak ve 'Batunaz' koyacağını hiç sanmıyorum."

Batu Yeşim' gülümseyerek bakarken "Bizim iddiamızı da ben kazandım." dedi. Yeşim yeni hatırlamış gibi Batu'ya doğru endişeyle baktı. Batu'nun gözleri kızın boynuna indiğinde Yeşim de yutkunarak elini boynuna götürdü. Batu "Sen bir gel bakayım benimle." deyip kızı yönlendirmek istediğinde Yeşim telaşla uzaklaştı. "Yok, benim gitmem lazım."

Batu gülerek kızın kolundan tutup "Gel, gel." dediğinde biz de gülüyorduk. Ben cevaptan çok emindim. Yeşim bu kadar telaş yapıyorsa kesinlikle hala Batu'nun kolyesini taşıyordu. Adamın tekiyle evlenmeyeceğine de emindim ama neyin peşinde olduğunu tam olarak anlayamıyordum. Batu da Yeşim'in tepkilerinden cevabı anlamış gibi keyifli olsa da gözleriyle görmek istediği için üsteliyordu.

Yeşim Batu'nun çekiştirmeleri yüzünden sürüklenirken "Şey varmış. Ameliyat varmış. Koşup gitmeliymişim." diye çabalamayı sürdürdü ve yakınlarındaki bir masaya tutundu. Batu durup "Güzelim, böyle inat mı edeceksin?" diye sorunca Yeşim yutkunarak başını onaylar şekilde salladı.

"İllaha omzuna al diyorsun yani?"

Yeşim, "Batu valla bırak bak. Söz ben kendim sonra geleceğim." dediğinde Batu eğilip kızın bacaklarının arkasından tutarak doğruldu. Yeşim hafifçe çığlık atarken Batu'nun omzundan sarktığı için saçları yüzünü kapatıyordu.

"Batu ne yapıyorsun ya? Bırakır mısın?"

Batu omzunda Yeşim'le daha rahat konuşabilmeleri adına ilerlerken "İllaha cevap istiyorsan söyleyeyim, bırakmam. Poyraz kardeşim, Ada bacım. Ben birazdan geliyorum!" diye seslendi.

Yeşim "Ameliyat var diyorum!" diye neredeyse çığlık atarken Batu "He, he." diye geçiştirdi. "Senin başkalarından önce beni iyileştirmen lazım."

Yeşim teslim olarak Batu'nun omzundan inme çabalarını sonlandırdı ve nefesini üfledi. Batu da Yeşim'in teslim oluşuna keyifle güldü ve onunla birlikte kapıdan çıktı. Gülerek birbirimize döndük. Sonradan Batu'dan dinlemeyi dört gözle bekliyordum ama daha da heyecanla beklediğim bir şey varsa o da kızımızdı! Poyraz'la gözlerimiz ve ellerimiz yeniden kenetlenirken aptal sırıtışlarımızda alt dudaklarımızı ısırdık.

Bizim bir kızımız oluyordu!

117

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!