BÖLÜM 48
"Yani Batu, okul hayatın boyunca hocalardan yemediğin azar kalmamıştı, cama kuş sıçsa artık 'Batu sen mi yaptın?' diye soruyorlardı, tavandan senin ayakkabı izlerini siliyorlardı, müdürün senin yüzünden terapi almışlığı var, onları gerçekten anlayabiliyorum da, doğum kursundaki eğitmenden azar yemeyi nasıl başardınız lan?"
Yeşim "Azar gibi değildi ya..." diye durumu hafifletmeye çalıştığında araya girdim. "Doğru, azarlamadı. Okumuş etmiş kadın tabii. 'Siz daha birbirinizle anlaşamıyorsunuz, çocuğu ne demeye yaptınız?' diyemedi de 'Keşke defteri doldurmak ve orta yolu bulmak için daha fazla gayret gösterseydiniz.' dedi."
Resmen okul hayatlarındaki gibi ödevi yapmamaktan fırça yemişlerdi. Batu da ders aralarında 3 hafta yokmuş ve çocukmuş gibi yok 'elektrikler kesildi', 'yok memlekete gitmemiz gerekti' tarzı bahanelere başvurduğu için eğitmen verdiği derslere saygı duyulmadığını düşünmüştü. Tabii ki de azarlamamıştı ama rahatsız olduğu da belli olmuştu çünkü Yeşim'le Batu orada da minik bir kavgaya tutuşmuştu. Kadın da böyle bir çift ilk defa görüyor olmalıydı. Bir anı, mekânı unutup birbirlerine kapılıyorlardı, bir de gözünün üstünde kaşı var diye birbirleriyle tartışıyorlardı. İşin aslı, defteri doldurmak için görüşmüşlerdi ama defterdeki sorulara cevap vermek konusunda anlaşmaya varma çabaları, tartışmayla sonuçlanmıştı.
Yeşim oflayarak araba yaslandı. Kollarını göğsünde birleştirip üzgün bir şekilde ayakkabısının ucuyla yerdeki taşlarla oynamaya başlayınca Batu Poyraz'la benim yanımdan Yeşim'in yanına gidip elini koluna götürdü. "Boş ver o kadını ya. Ben yapay zekâya doldurtacağım o defteri, merak etme."
Yeşim başını hafifçe Batu'ya çevirdi. "Çocuğumuzun ismine yapay zekâ mı karar verecek?"
Ben küçük bir ayrıntıyı onlara hatırlatmak için "Şey..." diye araya girdiğimde onlar duymadan konuşmaya devam ettiler. Batu "O en azından karar verebiliyor." dediğinde Yeşim ters bir şekilde "Ne demek istiyorsun?" dedi.
"Ne yapacağız Yeşim? Çocuk isimsiz mi kalacak? Çocuğumuza 'bebek' mi diyecekler? Büyüyünce de 'çocuk', sonra 'yetişkin' falan derler. Böyle mi olacak hep?"
Yine "Aslında siz..." diye araya girmeye çalıştım ama beni duymadılar. Poyraz da gülerek vücuduma doladığı eliyle kolumu sıvazladı ve "Yorma kendini hayatım," dedi. "Bunlar birbirine yedirdiği gibi sana da kafayı yedirtirler, sonra da 'Aa, ne oldu? Delirdin mi?' diye sorarlar."
Poyraz'a hak vererek başımı sallayıp onları izlemeye devam ettim. Yeşim "Batu çocuğa 'Sarma' ismini koymak istiyorsun. Neymiş, anısı varmış." diye sitemle konuştuktan sonra başını bize çevirdi. "Allah aşkına böyle bir şey olabilir mi?"
Poyraz'a dönüp "Bak biz hiç anısı olan isimleri düşünmedik." dedim. Poyraz da gözlerini kısıp düşünür gibi bakarken "Evet, neyse ki kurşun kalem kullandık." dediğinde güldüm. Sanki silemesek, ne olacaktı? Defteri o kadar ciddiye almıştı ki... Sanırsın, oraya yazdığımız isimler direkt çocuğumuzun nüfus cüzdanına geçecekti de silebileceğimize seviniyordu. Daha çocuğun cinsiyeti bile belli değildi, yarın belli olacaktı. Seçenekli olarak kız olursa, erkek olursa diyerek doldurmuştuk. Adeta internete 'havalı isimler' yazıp araştırmıştık. Poyraz her ismi soyadımızla deneyip kulağa hoş geliyor mu diye on kere tekrarlıyordu, sonrasında karar veriyorduk. Yirminci tekrarında falan hoş gelen de sinir bozucu olmaya başladığı için tekrar sayısını onda karar kılmıştık. Soyadımızla denemek haricinde tiyatro da çevirip hayali çocuğumuzu içeriden çağırmalar eşliğinde karar vermiştik. Karar vermiştik dediğim, binlerce isim arasından sayıyı olabildiğince azaltmıştık. Defterdeki kutucuğun oldukça dışına çıkmış, bir sürü ihtimal yazmıştık. Neyse ki tüm tepkiyi üzerine çekebilecek Batu ve Yeşim vardı da, eğitmenin bizi de ciddiyetsiz bulmaya zamanı kalmamıştı.
"Bak, fikrim ne kadar da mantıklı! Poyrazlar aklına gelmediği için üzüldü."
Yeşim, "Fikrin mantıklı, seçimin değil. Poyrazlar kalkıp 'fasulye' koymazlar çocuklarının adını." dediğinde yeniden Poyraz'a döndüm. "Tiramisu koyabiliriz!"
Poyraz yüzünde zar zor tuttuğu şirin sırıtışı üstündeki gözleriyle tedirgin bakarken "Canım hamile karımın seçimlerine çok saygı duyuyor, bu fikrini içtenlikle kutluyorum. Bu söylediklerim asla iktidarına ve hâkimiyetine saygısızlık olarak görülmesin, lütfen ağlamaya başlamasın fakat..." dedikten sonra yalvarır gibi "Lütfen öyle yapmayalım." dediğinde güldüm. Yanağını severken "Şaka, şaka. Tiramusu koyulur mu hiç?" dediğimde o da rahatlayarak güldü. "Doğru balım. Bu sıralar şakadan anlamıyorum sanırım." dediğinde gülüşüm arttı. E tabi Poyraz da okumuş etmiş, kibar adamdı. Bu sıralar senin ne halt yiyeceğin belli olmuyor manyak karı, demiyordu da 'ben şakadan anlamıyorum' diyordu.
Gözleri gülüşümde gezinirken onun da gülüşü huzurlu bir hal aldı ve yanağıma eğilip öptü. Mutlu bir şekilde Yeşimlere dönsem de göz ucuyla Poyraz'ın tepkisine bakmaya devam ederek "Sütlaç koyarız diye düşündüm aşkım." dedim.
Rahatlamış olan vücudu hızla yeniden gerilip dudakları aralandığında gülmeye devam ettim. Emin olamayıp elini yanağıma getirdi ve yüzümü nazikçe kendisine çevirdi. "Şaka mı, değil mi aşkım?"
Öngöremiyordu çünkü dengesizleşmeye başlamıştım. Ağlama, diye rica edişi de abartı değildi çünkü geçen gün yürürken bilmeden kaç tane karıncayı eziyor olabileceğimizi düşünüp bile hıçkırıklara boğulmuştum. Bebek Akyel, varlığını belli etmekle kalmamış, hiç unutturmuyordu. Her şeyi yanlış anlamaya da eğilimliydim. Zaten dikkatli ve düşünceli konuşan Poyraz bu sıralar iyice temkinliydi. Konuşmadan önce çocuğumuzun olası isimlerini kulağa nasıl geliyor diye tekrar edermiş gibi zihninde ölçüp biçiyor olmalıydı.
Parmak uçlarımda yükseleceğim sırada onu öpebilmem için eğildi. Ayakkabı tabanlarım yeniden yere yaslanırken yanağını öpüp "Şaka." diyerek rahatlattıktan sonra öptüğüm yanağını sevdim. "Yerim seni."
Yeşim "Hah, bak işte! Çocuğumuza 'yerim seni' mi desinler istiyorsun? Çünkü 'sarma' yenilebilir bir şey!" diyerek Batu'ya döndüğünde biz de gülerek onlara baktık. Hala olmayan ve Yeşim başkasıyla evlenirse hiçbir zaman da olmayacak çocukları hakkında tartışma içerisindelerdi.
"Döverim onları. Kim yiyormuş benim çocuğumu?"
Yeşim "Okulda çocuklara dalga konusu olur. Çocuk mu döveceksin?" dediğinde Batu'nun dudakları aralanıp kapandı ve en sonunda çaresiz bir şekilde inleyip "Babalarını döverim." dediğinde Yeşim güler gibi oldu. Batu kaşlarını kaldırıp "Ne?" diye sitemlendi. "Çocuklarını düzgün yetiştirsinler. Niye çocuğumu zorbalıyorlar?"
Yeşim "Çocuğuna 'sarma' ismini koyarsan benim babamlar da zorbalar ki." dedikten sonra kaşlarını kaldırdı. "Babamı da mı döveceksin?"
Batu tedirgin bir şekilde sırıtıp "Haşa." dedikten sonra iç çekti. "Onlara da şey derim..." dedikten sonra düşünür gibi dudağını büzdü ama istediği kadar sert bir cümle kuramayacağını fark edip incelen sesiyle "Lütfen öyle yapmayın." diye Poyraz'ın biraz önceki çaresizliğine bürününce hep beraber güldük.
Yeşim başını onaylamaz bir şekilde sallasa da gülmeye devam ederek alnını ovuşturdu. Batu, Yeşim'in kalçasının yanından elini arabaya yaslayıp diğer elini de kendi beline götürürken "Hem Sarma, unisex bir isim." diye güzellemeye devam etti. Yeşim elini alnından çekerken "Hiç kimse çocuğuna koymayı denemediği için iki cinsiyete de aidiyeti yokmuş gibi hissediyor olamaz mısın?" diye sorduğunda Batu "Hayır öyle değil bir kere, biri koymuş." dedi. Kaşlarımız kalkıp da sorgulayarak baktığımızda çocuk gibi omuz silkti. "İnanmayın istiyorsanız."
Yeşim, "Kız olursa 'Melodi', erkek olursa 'Sonat' olacak." dediğinde Batu sırf inat olsun diye "Öyle olsa bile erkek olursa 'Melodi', kız olursa 'Sonat' olacak." diye diretti. Yeşim oflayıp 'Gerçekten mi?' der gibi baktı. Batu da saçmaladığını fark edip yüzünü buruşturdu. Kendi kendine fısıldayarak "Özür dilerim evladım." diye şimdiden çocuğundan af diledi.
Yeşim "Özür dileme boşuna, olmayacak zaten öyle bir şey." dediği sırada Poyraz "Sonat, bizim listemizde de var. Siz çıkartın lütfen." diyerek araya girdi. Batu "Yok ya?" diye sordu. "Siz çıkartın oğlum. Önce biz bulduk."
Poyraz eliyle karnımı gösterip "Ulan önce biz yaptık." diye bebeği kastettiğinde güldüm. Batu ve Yeşim itiraz edemeyerek öylece kaldıklarında onların aydınlanmasına yardımcı oldum. "Küçük bir bilgi vereyim size, belli ki siz unuttunuz. Siz zaten bebek beklemiyorsunuz, bunun farkında mısınız?" diye sorduğumda Batu'yla Yeşim gözlerini kırpıştırıp bir birbirlerine, bir de bize baktılar. En sonunda gözlerini devirip başka yönlere baktılar ve sıkkın bir nefes aldılar.
Batu konuyu değiştirmek için "Sizin listenizde zaten bir sizin isimleriniz yok. Ha onlar da yok 'Poyrazcan' yok 'Adasu' diye yine var yani. Direkt Bakanlık'tan Türkiye'de kullanılan isimler listesini alıp deftere mi yapıştırdınız?" diye sordu.
Poyraz "Sana ne lan? İstersek 'Sarma' da koyarız. Bizim bebeğimiz var." dediğinde Batu saç baş girişecekmiş gibi baktı. Ama yumruk, tekme gibi değil, gerçekten 'saç, baş' girişecekmiş gibi... Yeşim de kollarını çözüp sinirle nefes aldıktan sonra "İstesek bizim de olur." dediği gibi Batu elini Yeşim'e çakması için kaldırdı. Yeşim Batu'nun eline çaktıktan sonra garip ama uyumlu bir zafer sesi çıkartıp bize döndüler.
Biz onlara gülerken Batu ne yaptıklarını fark edip göz ucuyla Yeşim'e "Biz istemiyoruz tabi..." dediğinde Yeşim de "Evet." diye mırıldanıp gözlerini kaçırdı. Batu kapılıp gittikleri hayallerden arınıp "Sen artık kocanla koyarsın ister 'Melodi' ister 'Sonat'" dedikten sonra alaylı bir şekilde güldü. Gülmesine rağmen ağlamak istiyor gibiydi. "Tabii kocan sana fikrini sorarsa, koyarsın."
Yeşim üfleyip "Niye sormasın?" diye ters yapınca Batu ona bakmadan yine güldü. Karşısındaki insanı kudurtan bir gülüşü vardı. "Bilmem. Hiçbir kararı sana bırakmayan bir dağ ayısı ya. Belki çocuklarınızın ismini Maşa ile Koca Ayı falan koydurtur."
"Winnie The Pooh da olabilir. Benim oyuncak ayımın ismi mesela Vinidim." diye araya girdiğimde Yeşim kötü kötü baktı. Çok lazımmış gibi oyuncak ayım olduğunu, hatta ismini de söylemiştim. Yine de Yeşim'in takıldığı tabii başkaydı. Bakışlarından endişe edip şirince sırıtarak Batu'yu gösterdim. "Ama ben onun kankisiyim." dediğimde Poyraz elini yüzümün önüne getirip beni Yeşim'in bakışlarından korumaya çalışıyor gibiydi.
"Sevgili ex yenge. Hamile karıma kötü kötü bakmazsan sevinirim. Lan Batu, sahte karına bir şey söylesene."
Batu "Senin oyuncak ayın konuna bir ara döneceğiz." diye beni gösterdiğinde araya kaynamamış olduğunu fark edip üfledim. Batu da yeniden Yeşim'e dönüp alayla "Sahte karıcığım..." diye başlarken Poyraz kötü bakışlardan korumak ister gibi beni yeniden kolları arasına çekmişti. Ben de kollarımı karnına doladım. Yeşim kusura bakmamalıydı. Batu'nun sevgilisi olmayı tercih etseydi mükemmel eltiler olarak kocalarımıza bu dünyayı zehir edebilir, gücü ve iktidarı elimizde tutabilirdik ama o yedi kat el olmak istemişti.
"... hakiki yengeme düzgün bakar mısın?"
Şu an haremin haseki sultanıymışım da harem hatunlarına karşı güç gösterisi yapıyormuşum gibi davranılıyordu. Arkaya Muhteşem Yüzyıl müziği açmama az kalmıştı.
Yeşim "Sen de git o sevgilinle 'Sarma' koy o zaman." dediğinde Batu yamuk bir şekilde sırıtıp "Onunla aramızda özel olan isimler farklı." dediğinde Yeşim'in dudakları aralanırken kaşları kalktı. Gözlerinde bir yangın oluştuktan sonra dayanamayıp Batu'nun karnını cimciklediğinde Batu gülerek geri çekildi.
"Önceden olsa 'gül biter' derdim de..." derken acıyan karnını ovuşturuyordu. Yeşim Allah ne verdiyse cimcirmişti. "... bak adli işlemleri başlatırım hemen kızım. Niye saldırıyorsun? Sevgilim görüp yanlış anlayacak."
Sesi yükselirken "Sevgilin görüp?" diye sorduğunda Batu şirin sırıtışı eşliğinde 'evet' der gibi gözlerini kapatıp açtı. Yeşim burnundan soluyarak Batu'nun karnına baktı. Tabii karnını görmesi için belirli kıyafet çıkarımları gerçekleşmeliydi. Yeşim en sonunda yutkunduktan sonra "Çekil arabamın önünden!" diye sitemlenip çantasından araba anahtarını çıkardı ve şoför kapısına yöneldi.
Batu "Çekilmezsem ne olur? Ezer misin?" diye sorarken Yeşim arabanın kapısını açmıştı. Bir eli kapıdayken isterik bir kahkaha attıktan sonra tezat şekilde sakince "Evet." dedi.
Poyraz "Ezer bu arada." deyip beni kaldırıma çekince hemen uyum sağladım. Bence de ezerdi.
Batu arabanın kaputuna oturup "Hadi bekliyorum." dediğinde Yeşim "İn bak, hastanelik olursun." diye uyardı.
Batu omuz silkip "Tanıdık doktor var." dediğinde Yeşim kaşlarını alayla kaldırdı. "Yaralansan pansuman yapacağımı mı sanıyorsun?"
Batu "Gerekirse ci..." dedikten sonra "... böbreğini verirsin." diye düzelterek devam ettiğinde gülümsedim. Tatsız bir ciğer meselemiz olduğu için 'böbrek' demeyi tercih etmişti. Böyle ince düşünceli bir adamı bırakıp nasıl elin Ayı Yogi'siyle evlenmek istiyordu Yeşim, hiç anlamıyordum.
Yeşim, "O öncedendi." dediğinde Batu yeniden omuz silkip önüne döndü. Yeşim Batu'nun sırtına bakarken "Şimdi günahımı vermem." diye sürdürdüğünde Batu gözlerini devirdi. "Hiçbir şeyini istemiyorum zaten."
Yeşim sinirle inleyip arabaya bindikten sonra sertçe kapıyı kapattı ve arabasını çalıştırdı. Poyraz Batu'nun koluna uzanıp "Lan in, ezer geçer bak. Yeşim'den bahsediyoruz." deyince Batu "Ezsin de kurtulayım." dedi.
Batu'ya karnımı gösterip "Yeğenin 'in amca' diyor." dediğimde dudaklarını büzüp karnıma baktı. "Kanki hassas noktamdan vurma. Yeğenime söyle, amcası onu çok sevdi. Hatıramı yaşatmak için ismini 'Batu' koyun."
Poyraz'la birbirimize baktıktan sonra Batu'ya dönüp başımızı onaylamaz bir şekilde salladığımızda Batu "Batucan?" diye sordu.
Dilimizi şaklattığımızda "Batusu?" diye sürdürdü. O sıra Yeşim hafif gaz verdiği için araba biraz ileriye gitti. Batu göğsünde birleştirdiği kollarını çözüp ellerini arabaya yaslarken sarsılan vücudunda dengeyi bulup ardına döndü ve ön camdan gözüken Yeşim'e baktı. Sürmeye devam etmemişti ama anlık korku uyandıracak bir hareketlendirme sağlamıştı. Yeşim camın ardından Batu'nun inmesi için tüm uzuvlarıyla kaldırımı gösterip sinirle "Hadi!" diye bağırdı.
Batu omuz silktiğinde Yeşim gaza basıp biraz daha ilerledi. Batu yeniden kaput üstünde dengesini bulmak için hareketlendi. Uçan bir tavuğa benzediği bir saniyenin ardından dengesini buldu.
Yeşim "İniyor musun, inmiyor musun?" diye sorduğunda Batu bize dönüp "Gelsenize siz de, çok keyifli." diye dalga geçti. Yeşim alnını direksiyona yaslayıp birkaç saniye boyunca sakinleşmeye çalıştı. Batu'yu kolundan tutup çekmeye çalışırken "Ya yeğeninin cinsiyetini öğrenmeden mi öleceksin?" diye alay ettim.
Batu "Evet bacım, ahiretten izlerim." derken Yeşim başını direksiyondan kaldırmış, kornaya basmaya başlamıştı. Batu korna ritmiyle ellerini kaldırıp kaputun üstünde dans eder gibi hareketler yapmaya başladı. Yeşim dehşet bulaşmış gözlerle Batu'yu izlerken Poyraz da "Yeşim sür bacım. Bu mal ezilmeyi hak ediyor." dediğinde güldüm.
Batu omzunun üstünden Yeşim'e bakıp "İstek parça söyleyebiliyor muyum?" diye sordu. Yeşim sinirle bakmak dışında bir şey söylemeyince Batu "Hayır, galiba." diyerek önüne dönse de dans etmeye devam etti. Yeşim birkaç saniye sonra arka koltuğa doğru üst vücudunu çevirdi. Bir beyzbol sopasıyla önüne döndüğünde Poyraz "Batu kaç kardeşim." dedi. Batu'nun dans eden kolları indi. Gözleri bana dönerken "Bence de kaç." dediğimde Yeşim arabadan iniyordu. Batu Yeşim'e bakıp da beyzbol sopasıyla kendisine yaklaştığını gördüğü gibi kaputtan inip kaldırıma çıktı. Ellerini aralarında kaldırarak gerilerken "Delirme kızım." dediğinde Yeşim beyzbol sopasını diğer elinin avucuna vurarak yaklaşıyordu. Poyraz'la birbirimizi korur gibi sarılıp onlardan ve Yeşim'in gazabından uzaklaşırken istemsiz bir şekilde güldüm. Gerçekten haberlere çıkmalıydık.
Batu "Önce beni bir dinle." derken Yeşim'le birbirleri etrafında daireler çizerek dönüyorlardı. Batu geriye doğru adımlarken düşeceği sırada Yeşim'in eli onu tutmak için koluna yöneldi. Batu dengesini toparlarken gülerek temaslarına baktı. "Normalde romantik sahnelerde hep tam tersi oluyor ama bizim ilişkimizde evin direği hep sendin zaten."
Yeşim hızla elini çekip kekeleyerek "Ne diyorsun ya?" diye sorunca Batu yine güldü. Yeşim sinirle "Yok bizim ilişkimiz falan." dediğinde Batu başını onaylar şekilde salladı.
"Sahte evliliğimizden bahsetmiştim karıcım."
Yeşim sopayı kaldırıp "Bak geçireceğim bir tane ha!" dediğinde Batu eğilip bükülerek kaçtı. Yeşim de Batu'ya doğru dönerken "Ben gideceğim, yoluma atlama, kaputa çıkma. Anladın mı?" diye tembihledi.
Batu bir anda kaçmayı bırakıp Yeşim'e dönünce vücutları çarpıştı. Yeşim sendelediğinde Batu kadının belinden tuttu. Yeşim istemsiz bir şekilde sopayı tutan kolunu yavaşça indirirken bir anlığına sakinleştiler. Batu'nun gözleri Yeşim'in yüzünde gezinirken dudakları kıvrıldı. Batu "Hah işte. Şimdi oldu." dediğinde Yeşim kaşlarını kaldırdı. Yeşim'i tanıdığımdan beri en ince, tatlı olan sesiyle "Ne oldu?" diye sorduğunda Batu'nun dudakları iyice kıvrıldı. "Romantik sahne."
Kalp atışlarını duymak için steteskopa ihtiyaç yok gibiydi. Duymasak da hissedebiliyorduk. Yeşim birkaç saniyenin ardından gözlerini kırpıştırarak Batu'yu ittirdi ve kendisi de uzaklaştı. "Tutmasana. Niye tutuyorsun? Bırak düşeyim."
Batu, dilini şaklatırken kaşlarını kaldırıp indirdi. "Yok. Sen sadece bana düşebilirsin." dediğinde Yeşim sopayı indirecekmiş gibi olduğu için Batu yeniden kaçıştı. "Sahte evliliğimizden bahsediyorum hala. Pardon çok role girmişim." diye dalga geçtiğinde Yeşim "Çık o rolden!" dedi.
Batu'nun telefonu çalınca Yeşim'le arasında kendisini korumak için kaldırdığı ellerinden birini cebine götürdü. Dönüp dururlarken Batu bizim önümüze geldiği için şimdi ardında kalıyorduk ve telefon ekranını görebiliyorduk. 'Dost değil ceza 2' diye kaydettiği Kenan arıyordu. 'Dost değil ceza 1' de Poyraz olmalıydı.
"An itibariyle çıktım. Sevgilim arıyor." dediğinde Yeşim'in kolları iki yanına inerken Batu telefonu açıp kulağına götürdü. "Efendim aşkım?"
Yeşim'in omuzları çökerken dudaklarını birbirine bastırdı ve çatılan kaşları altında bulutlu gözler ile Batu'nun sevgilisi Kenan'la konuşmasını izledi. Batu bir elini ensesine götürmüş, gözleri yerde gezinirken konuşuyordu ve bilerek gülümsüyordu.
"Yok sana her zaman müsaidim güzelim."
Yeşim sadece dudaklarını oynatarak 'güzelim' diye tekrar ettikten sonra iç çekerek gözlerini başka yöne çevirdi. Yutkunma çabası şüphesiz ortadaydı. Gözleri de görebildiğim kadarıyla dolmuştu ama yine de gitmiyordu. Sanki duymak, emin olmak istiyordu.
Kenan ne dediyse Batu içten bir şekilde güldü. Zaten Kenan da şoka uğramış olmalıydı ama anlaması uzun sürmezdi. Bugün Yeşim'in de Batu'yla geldiği hamilelik derslerinden ikincisi olduğunu biliyordu. Ortak sohbet grubumuzda da konuşmuştuk.
Batu içten bir şekilde gülünce Yeşim'in gözleri yeniden Batu'ya dönmüştü. Batu'ya bakışını gördüğümde benim de gözlerim doldu. Poyraz'a dönerken "Galiba ağlayacağım." diye bildirdim. Artık böyle bildiriyordum ki, erken tanı ile kontrol altına alabiliyordu. Dedektif Poyraz da sonradan Batu'ya rapor vermek üzere kısık gözlerle Yeşim'in tepkilerini izliyordu. Benim uyarımı duyduğunda gözlerini bana çevirdi. Bir kolu zaten vücuduma dolalıydı, diğer elini de yanağıma getirip "Şş, yok öyle bir şey." dedi ve alnımı öptü. "Bugün ağlama kotanı kahvaltıda doldurdun sevgilim. Bir kere daha ağlarsan, valla ben de ağlamaya başlayacağım ve emin ol sen beni kucağına alıp yatağa götüremezsin."
Onun dudakları hala alnımda saçlarımda gezinirken güldüm. Adamın da sinirleri bozulmaya başlamıştı. Beni ağlarken görmekten hoşlanmadığını da biliyordum. Özellikle de eften, püften sebeplerden ağlarken... "Yatağa götürürüm de, kucağıma alamam evet." dediğimde o da güldü. O dudaklarını saçlarımdan çekerken ben de başımı kaldırdım ve asla bizimle ilgilenmiyor olsalar da yine de fısıldayarak "Yatağa gelmen için elbisemin ucunu görmen yetiyor." dedim.
Poyraz'ın sırıtışı muzipleşip sesi derinleşirken "Ah o elbiseler..." dediğinde ağlama fikri aklımdan uçup gitmişti. Poyraz biraz önce ıslanan kirpiklerimi silip rahatlayarak nefesini üfledi. "Kocan bu belayı da başarıyla defetti." dediğinde omzuna hayali bir yıldız daha koydum. Hamileliğin sonlarında omzunda bir galaksi olacaktı.
"Bir saate mi? Bir saate müsait..."
Gözlerimiz yeniden Batulara döndü. Yeşim Batu'yu hastanelik etmesin diye ara ara kontrol etmekte fayda vardı. Yeşim "Değilsin." dediğinde telefonla konuşurken kaldırımda dolanan Batu hızla Yeşim'e döndü. Batu sorgulayarak bakarken Yeşim "Defteri tamamlayacağız." dedi.
Batu, telefondaki hayali sevgilisi kiminle konuştuğunu sormuş gibi "Biri değil ya. Ada'nın bir arkadaşı." dediğinde Yeşim'in gözleri irileşti. Burnundan solurken kaşları iyice çatılmış, dudakları dondurması düşmüş küçük bir çocukmuş gibi büzülmüştü. Kalbi bin parçaya ayrılmış olmalıydı. Bir yandan üzülüyor, bir yandan da Batu iyi yapıyor, diye düşünüyordum.
Sonunda dayanamayıp "Ver telefonu kim olduğumu söyleyeyim." diyerek yakınlaştığında Batu telefonu uzakta tutmaya çalışıyormuş gibi çekilip "Canım ben seni sonra arayacağım." dediğinde Yeşim iyice sinirlenip telefona uzandı ve "Ver ya." dedi. Batu "Tamam, öptüm." dediğinde Yeşim Batu'nun telefonu tutan kolunu çekiştirmeye başladı. Batu gülmemeye çalışarak telefonu kapattığı gibi ekranı görünmesin diye ceketinin cebine koydu.
Ciddiyetini korumaya çalışırken "Ne yapıyorsun ya?" diye sordu.
Yeşim elini Batu'nun kolundan çekip "Niye yalan söylüyorsun hemcinsime? Yazık değil mi kıza?" diye tek derdi buymuş gibi davrandığında Batu omuz silkip beni gösterdi. "Ne yalanı? Ada'yla arkadaş değil misiniz?"
Biz gülerken Yeşim ters bakınca sesimizi temizleyerek ciddiyete ermeye çalıştık. Yeşim Batu'ya bakıp "Sadece Ada'nın arkadaşı değilim ya?" dediğinde Batu "Başka nesin?" diye sordu.
Yeşim, "Hani..." diye başladığında Batu "Hayatımda başka bir yerin kaldı mı?" diye sordu.
Yeşim'in dudakları birbirine kapanırken Batu isterik bir şekilde gülüp "Ha pardon bir de nedimenim. Düğün için seninle dolaşıp duruyorum." dedi. Yeşim sıkkın bir nefes alıp "Kız eski sevgilinle görüşmeye devam ettiğini bilmeli. Bu resmen aldatmak. Beni aldattın, onu aldatma bari." dediğinde Batu sinirle Yeşim'in kollarından tutup yüzlerini yakıştırdı. "Bak ben kendimi aldatırım, seni aldatmam." dedikten sonra yutkunup öyle düzeltti. "Aldatmazdım."
Yeşim de yutkunup bakışlarını yakınındaki Batu'nun yüzünde gezdirirken Batu dudağını yalayıp konuşmaya devam etti. "Seni aldatmadım. Ayrıydık ve hiçbir şey yaşama..." dedikten sonra ellerini çekip yüzünü buruşturarak bir adım geriledi. "Ne anlatıyorum hala ya? Bin kere anlattım. Zaten artık ne önemi var? Bana diyorsun da, senin müstakbel kocan biliyor mu benimle mekân, pastacı dolaşıp çift gibi doğum kursuna geldiğini?"
Yeşim alayla sırıtmaya çalıştı ama biraz önceki yakınlaşmadan etkilendiği her halinden belliydi. Kafası dağılmış, alaya başvurarak toplamaya çalışıyor gibiydi. "Ben de Ada'nın bir arkadaşı, dedim." diye dalga geçti.
Batu, "O zaman sen de aldatıyorsun." dediğinde Yeşim gözlerini devirdi. "Yok öyle bir şey."
Batu "Ne yok öyle bir şey?" diye sorduğunda Yeşim daha çok kaçmak içinmiş gibi "Biliyor bunları." deyiverdi. "Biliyor seninle gezdiğimi." derken Batu'nun gözlerine bakmıyordu. Ne saklıyordu, bilmiyordum ama yakında öğreneceğimize emindim. Git gide daha çok vakit geçirmeye başlıyorduk ve saklamakta zorlanacaktı.
Batu "Ha sadece ayı değil, bir yandan da gavat yani. Türünün son örneği ya." dedikten sonra alayla gülüp Poyraz'a baktı. "Herife bak. Eski sevgilisiyle dolaştığını biliyormuş. Sen izin verir miydin böyle bir şeye?"
Poyraz derin bir nefes alıp "Beni karıştırma kardeşim, daha sorusunda geriliyorum." dedi. Yine de eklemeden edemedi. "Ben gözü değse, hastanelik ederdim."
Koray'ı hastanelik ederek dövmüşlüğü de vardı. Başka eski sevgilimle de karşılaşmamıştı. Zaten diğerleri, lise, ortaokulda olan sevgili sayılmayacak ilişkilerdi. Bazen Koray'ın öldüğünü unutuyordum. Sanki bir yerlerde hala kötülük kovalayarak yaşıyormuş gibi geliyordu ama ölmüştü. Buna ne zaman alışacağımı bilmiyordum.
Batu başını onaylar şekilde sallayarak Yeşim'e baktı. Elinin tersiyle kızı gösterip "Sen hala benim olsan..." derken bu cümle ikisinin de hoşuna gitmiş gibi es verip öyle konuya devam ettiler. Batu daha yumuşak bir sesle "... benimle olsan..." diye eklediğinde Yeşim gözlerini kaçırdı ve kıvrılmaya çalışan dudaklarına engel olma gayreti gösterdi. Batu "... ben ortalığı yıkardım be. Ne demek eski sevgiliyle dolaşıp durmak. Eski sevgiliyi geçtim, elin adamıyla da mümkün değil. Herhangi bir adamla bile mümkün değil. Arkadaşla bile sınırlı ihtimallerde..."
Batu gazı alıp aklına gelen tüm eklemeleri yaparken Yeşim ona dönüp "Bitti mi?" diye sorunca Batu üfleyip "Evet." dedi. "Alagavat yani seninkisi. Battal boy gavat."
"Seninkisi de saf herhalde. Her dediğine inanıyor."
Batu yüzünü bilerek Yeşim kadar memnuniyetsiz bir şekilde eğip bükerek "Senin gibi her şeye maydanoz olmasından iyidir." dedi.
Poyraz "Arkadaşlar..." deyip ilgiyi üstüne çektikten sonra sonra sırıttı. "Biz kaçalım artık. Sizin 'gizem, gerilim, drama' içerikli filminize doyum olmuyor ama karım ve çocuğum yoruldu." dedikten sonra karnımı gösterdi. "Çocuğum şu an 'kesin lan sesinizi, bir uyutmadınız' demiyorsa sebebi akşamları klasik müzik dinlemesinden."
"Bir de henüz konuşamıyor tabii." diye araya girdiğimde Poyraz "Hayatım benim çocuğum istediği şeyi, istediği zaman yapabilir." dedi. Yeşim "Öyle bir şey mümkün değil." dedikten sonra yüzünü buruşturup "Neyse ne." diye homurdandı. Şu an Poyraz'ın tıbbi bilgiye ihtiyacı yoktu, bu bilginin de tıp uzmanlığına ihtiyacı yoktu zaten. Poyraz'ın egosu gerçeklik algısını kırmak istiyordu, o kadar.
Batu, "Tamamdır kanki. Ben de zaten manitayla buluşacağım." dediğinde Yeşim'in ilgisi yeniden Batu'ya döndü. "Duymadın mı beni? Defteri tamamlayacağız."
Batu, "Kızım biz seninle o defteri polis, jandarma, ambulans, itfaiye eşliğinde anca tamamlarız. Bırak, ben dolduracağım bir şeyler." dedi.
Yeşim omuz silkti. "Hayali çocuğuma dair bilgileri sen dolduramazsın."
Batu başını hafifçe sağ omzuna yaslayıp 'Derdin ne?' der gibi bakarken dudakları da kıvrılmıştı. Yeşim'in çabasını fark etmişti. Sevgilisiyle buluşmasına engel olmaya çalışıyordu.
Poyraz "Sizin daha tartışacak en az bir saatlik konunuz var. Biz direkt gidelim, hadi iyi bakın kendinize." dedikten sonra elini belime götürüp beni arabamıza yönlendirdi.
Ben de el sallayarak vedalaşırken "Yarın doktora gideceğiz zaten. Başka zaman uzun uzun tartışmanızı izleriz." diye sanki bir aktivite yapıyormuşuz gibi dile getirdiğimde Yeşim hafifçe gülüp "Cinsiyeti mi öğreneceksiniz?" diye sordu. Arabaya yaklaşmadan duraksayıp onlara döndük. İkimiz de heyecanla "Evet." dedikten sonra bir birbirimize, bir de onlara baktık.
"Sizce ne olacak?"
Ben "Bence erkek." dediğimde Poyraz "Bence kız." dedi.
Batu "İddiaya girdiniz mi?" diye sorunca Poyraz "Evet ama sonra zaten birimiz ne istesek, diğerimizin yaptığını, iddiaya ihtiyacımız olmadığını fark ettik." dediğinde Batular gülerken ben de yine güldüm. Poyraz'dan iddia olarak ne istesem, 'Karıcım iddiaya ne gerek var, şimdi yapayım' demişti.
Yeşim, "Kazanan ismini seçer." dediğinde Batu eliyle Yeşim'i gösterip "Bizim için bu çok önemli bir iddia konusu olurdu." dedi.
Sırıtarak Poyraz'a bakıp "Yani Poyraz zaten listede hangi isimlere daha sıcak baktığımı biliyor, uyum sağlar." dediğimde Poyraz da sırıtıp "Yani karıcım, sen de listede hangi isimlere sıcak baktığımı biliyorsun. Belki de bu sefer sen uyum sağlarsın." dedi.
"Bu sefer?"
Poyraz konuyu güvenli bir yöne çekerken "İki ismi olur güzel karıcım. Öyle çözeriz." diye bir öneride bulundu.
"Peki kocacım, ilk ismi hangimizin seçtiği olacak? Çocuğa kim nasıl seslenecek?"
Poyraz'la aramda bir sessizlik oluştu. Yeşim "Hm..." derken Batu da "Uvv, çok sert." dedi. Kaşlarımız kalkarken birkaç süre daha sırıtarak birbirimize baktıktan sonra aynı anda "İddia kabul edildi." dedik. Batular gülerken biz Poyraz'la el sıkıştık. Konu birbirimiz olunca her istenileni yapıyorduk da çocuk olunca ödün vermek daha zor oluyordu sanırım.
Yeşim "Bence de erkek olacak." dediğinde Batu hemen rekabet rüzgârına kapılıp "Bence kız." dedikten sonra serçe parmağını uzattı. Yeşim "Bir soruya dürüst bir cevap vermesine." dediğinde Batu serçe parmağını geri çeker gibi oldu.
"Sen şimdi doktorsun. Ne yaptın karnının şekline, ten rengine, göz bebeğine falan mı baktın? Neden bu kadar emin bir şekilde yaklaştın?"
Yeşim gözlerini devirdi. "Doktorların gözünde ultrason cihazı mı var?"
Batu "Seninkinde deniz var." dediğinde Yeşim yine bir itiraza hazırlanmıştı ama iltifat aldığını fark ettiğinde kaşları gevşerken dudakları kıvrıldı. Batu da sırıtmaya başlarken "Derdim, hala benim olsan." diye ekledi.
Yeşim derin bir nefes aldıktan sonra "Var mısın?" diye sorunca Batu "Şu beyzbol sopası var ya..." derken Yeşim'in Batu'dan yana değil, diğer tarafında tuttuğu ve ucu kaldırıma yaslı beyzbol sopasını gösterdi. "Bir gün bu soruna 'hayır' dersem onu kafamda parçala." dedikten sonra gaza gelip işaret parmağını Yeşim'in neredeyse gözüne sokacak kadar kaldırdı. Yeşim gülerek bir adım geri çekilirken "Emin misin?" diye sordu. "Bu lafını ileride kullanırım."
Batu, "Senin her meydan okumana varım." diye kendinden emin konuşunca Yeşim gülümsedi. Gözleri manalı bakarken başını onaylar şekilde salladı. "Anlaştık." dedikten sonra o da serçe parmağını Batu'ya uzattı ve parmaklarını kenetlediler.
Serçe parmakları kenetli halde birbirlerinin gözlerine daldıklarında gülümseyerek Poyraz'a baktım. Poyraz da bana bakıp "Ağlama lütfen karıcım." dediğinde güldüm.
"Yok ya, iyiyim şu an." dedikten sonra tekrar Batulara baktım. Gözlerim dolar gibi olduğunda sesim de titremeye başladı. "Ya da çok da iyi değilmişim."
Poyraz gülerek beni göğsüne çektikten sonra elleri saçlarımda gezinirken "Ah sevgilim..." dedi. "Her gözyaşının kalbimde ne denli bir yara açtığını bilsen de böyle ağlar mıydın?"
Başımı hafifçe kaldırıp göğsünü öptükten sonra kollarımı karnına sardım. "Ama bu sefer mutluluk gözyaşı... Mutluluk duygusallığı. Buna da itiraz edemezsin. Malum, beni mutluluktan ağlatıp duran bir adamsın."
Saçımı öptükten sonra "Ona lafım yok." dedi. "Ona bir ömür lafım yok."
**
Beni sandalyeye oturttuklarında "Yarın doktora gideceğiz ya zaten." diye sitemlendim. Sus payı gibi kucağıma bir abur cubur kovası koyduklarında neşelenerek kollarımı sardım. Normalde bunlardan yememem için Poyraz'ın bir yalvarmadığı kalıyordu. Canımın çektiği her şeye ulaşmamı sağlıyordu ama canım sağlıksız bir şeyler çektiğinde bulup getirmeden hemen önce bana ne kadar sağlıksız olduklarına dair hatırlatmalarda bulunuyordu. Sabırla nefes alıp 'İstiyoruz' dediğimde de 'tamam karıcım ve babacım' demek dışında çaresi kalmıyordu. Emir büyük yerden geliyordu. Çocuğu ve karısı, istiyordu.
Ayaküstü çocuğun cinsiyet hakkında biraz daha sohbet ettikten sonra olay buralara gelmişti. Aklı başında insanlar olduğumuzu sanırdım. Birimiz doktor, birimiz şirket sahibi ve yöneticisi, birimiz ben ve Batu... Tamam hepimiz aklı başında kişiler değildik. Doktor Yeşim'imiz söz konusu Batu olunca çatlak bir kadına dönüşüyordu, Poyraz zaten bu hamilelik sürecinde hevesinden, heyecanından, pimpirikliğinden aklı başından gitmişti, ben... Hamileydim! Hamileler istediği kadar saçmalayabilirdi. Batu'dan bahsetmiyordum bile. O aramızda en gidik olanımızdı.
Şu an, bir gün sonra cinsiyetini öğreneceğimiz randevumuz olmasına rağmen koca karı işleriyle cinsiyet araştırması yapıyorduk. Hem bunun için, hem de defteri doldururken birbirlerini boğmasınlar diye onu da yanımızda yapmalarını önermiştik ve bize gelmiştik. Şimdi de sandalyeye oturmuştum, etrafımda toplanan manyakların sırayla hurafe testleri yapmasını bekleyecektim.
Yeşim elindeki telefonda internetten madde madde baktığı testleri okurken Batu da onun yanına geçmişti. Vücutları yakın durduğu için temas ediyor, gözleri arada birbirine dönüyordu. Heyecanları çıplak gözle görülebiliyordu.
Poyraz da kendi telefonundan bakarken "Ye tatlıyı doğur Hakkı'yı, ye ekşiyi doğur Ayşe'yi, derlermiş." dediğinde Yeşim de telefonu tutan ellerini indirdi ve gözler bana döndü. Hepsi kısık gözlerle bakıyordu. Elim abur cubur kovasında ilk mısır patlağına gitmişti. Paketi açarken onlara yakalanmıştım. Poyraz eliyle gösterip "Bakın işte, kız." dedikten sonra hafifçe egolu bir şekilde omuz silkip bir 'Hah' sesi çıkartarak güldü. "Ben bilirim çocuğumun cinsiyetini. Hissettim zaten, kız."
Yeşim "Durun ama, öyle bir tanede anlaşılmaz. Ayrıca kovada sınırlı seçenekler var." dedikten sonra telefonu cebine koyup bana yakınlaştı. "Ada şu an böyle ekşi ekşi turşu isterdin yoksa bal mı?"
Hafifçe omuz silkip "Hiçbirini." diye itiraf ettiğimde hepsinin omuzları çökerken oflayıp pufladılar. Poyraz "Peki karıcım şu an canın bir şey çekiyor mu?" diye sorduğunda kovayı gösterdim. "Buradaki her şeyi."
Batu "Hayatının devamında sadece birini seçmek zorunda kalsan, tatlı mı yemek isterdin yoksa tuzlu, ekşi mi?" diye sorunca düşünmeye başladım. O sıra mısır patlağımı da afiyetle yiyordum. Herkes cevabı beklerken düşünerek bana bakarken yuvarlak mısır patlağı kemirip dururken nasıl gözüküyorsam Poyraz bir yandan gülümsüyor, gözleri parlıyordu. Durduk yere aşka gelen kocama öpücük attığımda o da yaslandığı masadan öpücük attı. Kalçasını masaya yaslamış, ayaklarını vücudundan ileriye uzatarak yere yaslamış, kollarını da göğsünde birleştirmişti. Böyle durunca heybeti, kol kasları daha belli oluyordu ve ben de şimdi aşka gelmiştim ama asla durduk yere değildi.
"Poyraz'ı." diye cevapladığımda Batularla birlikte Poyraz da güldü. Yeşim "Ama bir cevap vermelisin." dediğinde bakışlarım ona dönerken omuz silkip üfledim. Sadece kovadaki her şeyi yerken beni rahat bırakmalarını istiyordum ama tepeme dikilmişlerdi. Paket çöpünü kovaya geri bırakırken jelibon paketine uzandım.
Batu "Poyraz'ı tuzlayarak mı yemek istersin yoksa çikolata sosuyla mı?" diye sorunca Poyraz ters ters bakarken Yeşim'le ben güldük. Ben "İnan hiç fark etmez." dediğimde Poyraz'ın kaşları gevşerken o da gülmeye başladı. Yaslandığı yerden doğrulup yanıma kadar geldikten sonra ellerini yanaklarıma getirdi ve eğilip beni öptü.
Öpüşü birkaç saniyeden uzun sürünce Batu "Aile var ama burada." dediğinde Poyraz alt dudağıma son bir öpücük daha bıraktıktan sonra yavaşça doğruldu. Ben de mest olmuş bir haldeyken gözlerimiz Batulara döndü. Batu kendisiyle Yeşim'i gösterdi. "Sahte, mahte aileyiz. Bay Kartal." derken kendisini gösterdi. Sonra elini yanındaki Yeşim'e çevirip "Bayan Kartal." dedikten sonra en son Yeşim'in karnını gösterdi. "Ve Sarma Kartal."
Yeşim aksi için çabalamasına rağmen dayanamayıp güldükten sonra en azından ne kadar hoşuna gittiğini saklamaya çalıştı. Yine de Batu'nun Yeşim'in yüzünü araştıran gözleri keyiflenmişti çünkü aradığını bulmuştu. Yeşim'in evleniyor olduğu gerçeğini unutarak anı yaşıyor olmalıydı. Belki de içten içe Yeşim'i vazgeçirmeye çalışıyordu.
Poyraz "Siz öpüşseniz biz aile olarak hiç rahatsız olmayız. İnanmıyorsanız, deneyin." deyince ikisi de tükürüğünde boğulup yaslandıkları koltuğun arkasından doğruldular ve birbirlerinden farklı yönlere döndüler. Poyraz gülerek yine bana eğildi ve "Bize biraz daha zaman kazandırdım karıcım." dedikten sonra dudaklarıma yöneldi. Söylediğine güldüğüm için gülüşümün bitmesini bekledi. Gülüşümü duymayı sevdiği için yarıda kesmiyordu. Biz birbirimizin dudaklarında sonsuzluklar elde ederken Batular toparlanmış olsalar gerek Batu "E hadi ama. Testler bekliyor." dediği için hafifçe çekildik. Gülümseyen gözlerle birbirimize bakarken Poyraz yeniden masaya yöneldi ve yaslanıp aynı pozisyonu aldı.
Yeşim, "Söyle Ada'cım. Tatlı mı ekşi mi? Böyle tatlı ve ekşi olan her şeyi aklından geçir." dediğinde ara ara dudağımı yalayarak "Aslında canım künefe çekti şimdi." dediğim gibi Poyraz'ın eli ayağına dolaştı.
Poyraz "Görev beni çağırıyor." dedikten sonra çocuğuna ve karısına künefe ulaştırma telaşıyla kapıya doğru ilerlerken Batu koluna yapıştı. "Kanka sence de bir şey unutmuyor musun?"
Poyraz birkaç saniyenin ardından "Doğru. Adamsın lan." deyip Batu'nun sırtını sıvazladı. Batu egolu bir şekilde gülüp Yeşim'e bakarken "Arkadaş grubumuzun beyni benim." dediğinde Yeşim de sırıtıp havasını söndürdü. "Batu biz seninle bugün tanışmadık." dedi. Batu gözlerini devirip üfleyerek bakışlarını kaçırınca Yeşim Batu'ya gülerken içi gider gibi bakmaya devam etti.
Poyraz bana yönelirken "Gitmeden karımı öpmeyi unuttum. Valla yoldan dönerdim, iyi hatırlattın." dedi. Yanıma varınca elleri yanaklarımı buldu ve yüzümü nazikçe çevire çevire yanaklarıma sayısız öpücük bıraktı. Gülümserken gözlerim kapanmış, öpücüklerinin tadını çıkartıyordum.
Batu "Hayda..." diye söylendi. "Oğlum, zenginsin ya. Onu unuttun, diyorum. Söyle adamlara gidip alsınlar, gelsinler. Burada lazımsın sen, önemli işlerimiz var."
Yeşim "Senin karın aşerince kim almaya gidecek?" diye sorunca Batu "Yine Poyraz'ın adamları." dediği için gülüştük.
"Oldu! Sen uğraşmayacak mısın? Sonra çocuğun da Poyraz'ın adamlarına 'baba', karın da 'koca' der."
Poyraz doğrulup elleri hala yanaklarımda Batulara bakınca ben de onlara doğru baktım. Batu sinirlenerek Yeşim'e döndü. "Kızım doğru düzgün konuşsana."
Yeşim kaşlarını kaldırıp 'ne var' der gibi başını salladı. "Ne münasebet? Aptal aptal şakalar yapma. Sen niye millete 'koca' diyesin. Tamam kalkar gider alırım, ne var yani?"
Yeşim aptal aptal şakalar yapmak yerine aptal aptal sırıtmayı tercih edince bu sefer Batu kaşlarını kaldırıp 'Ne var?' der gibi başını salladı. Yeşim yumuşak bir ses tonuyla "Ben karın demiştim, benden bahsetmemiştim ama senin zihnin ikisini hem birleştiriyor sanırım." dediğinde Batu birkaç saniyenin ardından "Öyle mi oldu?" diye sorunca Yeşim gülmeye başladı ve "Evet." dedi. Batu bakışlarını bize çevirip "Olay öyle mi gerçekleşti?" diye tekrar sorunca biz de gülüp başımızı salladık.
Batu iç çekip bakışlarını kaçırdı. "Şaka da değilmiş. Sen zaten millete 'koca' diyeceksin." dediğinde Yeşim'in gülüşü yavaşça azaldı. Bazen o da evleneceğini unutuyor olmalıydı. Ben artık Yeşim'in evlenmeyeceğini düşünmeye başlamıştım. Tanıdıkça ne denli bir manyak olduğunu da anlıyordum ve artık bunun da oyun olabileceğini düşünüyordum. Başka biriyle evlenmek üzereyken Batu'ya içi gidecek hali yoktu. E gidip durdukları düğün hazırlığı neydi o zaman?
Yeşim bir şey demeyince Batu ona bakıp "Yalan mı?" diye sordu. Yeşim üfledi. "Şunu bir unutamaz mısın? Poyraz ve Ada için buradayız."
Batu sesini yükselterek "Unutamam." dediğinde Yeşim'in omuzları çöktü ve itirazını sürdürmek için aralanan dudakları kapandı. Bir süre birbirlerine baktıktan sonra Yeşim bizden yana baktı ve konuyu değiştirdi. "Ama Poyraz bence de adamlarına söylesen daha iyi olur. Teste devam ederiz."
Poyraz bana baktığında başımı onaylar şekilde salladıktan sonra oturduğum yerden kollarımı beline doladım. Neşeyle "Böylelikle hem künefem olur hem de hala yanımda olursun!" dediğimde o da gülerek eğildi ve saçımı öptü.
Poyraz adamlarına acil bir künefe siparişi verdi. Benimle birlikte onların da canı çektiği için onlara da alacaklardı. Künefe kaosu bitince sıradaki maddeye geçtik. O sırada Yeşim ile Batu'nun arasındaki gerilim de son bulmuştu.
Yeşim "Tamam. Sırada... Anne adayı gebelikte güzelleşirse bebek erkek olurmuş. Çünkü kız çocukları annelerinin güzelliklerini alırlarmış." dedikten sonra ben jelibon yerken hepsinin gözleri yüzümü araştırmaya başladı. Ekşi ve uzun bir jelibon parçasını kopartma çabalarım duraksarken dişlerim jelibonda kaldı ve güzel mi çirkin mi olduğuma karar vermelerini bekledim.
Poyraz "Erkek olacak galiba ya." diye sızlandı.
Batu "Sen karına kalkıp da 'çirkinleştin' diyeceğine bebeğin cinsiyetini değiştirtmek için yüzyılın projesinin ünlü bilim adamı olursun." dediğinde uzun jelibonu kemirmeye etmeye başlarken bir yandan da sırıtıyordum. Yeşim hala gözleri kısık bir şekilde bakıyordu. Poyraz "Doğru." diye hak verdi ve gözlerini bana çevirdi. "Benim bu gözlerim seni nasıl çirkin bulur?"
"Aşkım ya tuza ya çikolataya bulanıp mideme gitmek istemiyorsan bu kadar tatlı olma." dediğimde Poyraz güldü. "Elimde değil karıcım."
Batu "Adam hala karısının gönlünü kapmaya çalışıyor. Sakin ol Poyraz kardeşim, evlendin Ada'yla. Bunun daha üstü yok. Çocuğunuz falan oluyor." dediğinde Yeşim Batu'ya dönüp "Nasıl yani? Sen evlenince değişir misin?" diye sordu.
Batu bir elini Yeşim'in yaslandığı koltuğun sırt kısmında kalçasının yanına yaslarken ona döndü. Sırıtırken başını hafifçe sallayarak tek gözünü kırptı. "Kiminle evleniyorum?"
Yeşim rahatsızca kıpırdanıp "Mesela sevgiliyken evlenmeye karar vermiş olsaydık..." dediğinde Batu'nun sırıtışı genişledi ve yumuşak bir ses tonuyla "Ee?" diye sordu.
Yeşim utanarak "Değişir misin?" diye sorunca Batu'nun gözleri Yeşim'in yüzünde gezindi. Tüm bunları film gibi izlerken abur cuburları yiyor olmak zaten hayalimdi. Yeşim'le Batu'yu izlerken hep bunu yapmanın hayalini kurmuştum.
Batu, Yeşim'e eziyet çektirtmek ister gibi uzun bir süre baktıktan sonra "Yok." diyerek başını benden yana çevirdi. "Bende iltifat bitmez."
Yeşim de sırıtırken "Genel olarak mı?" diye sordu çünkü biraz önce Batu bizzat kiminle evleneceğini sorarak cevap vermişti. Bana mı iltifatın bitmez, diye sorar gibiydi.
Batu "Hayal gücü geniş bir adamımdır." diye kaçamak bir cevap verirken Yeşim'e bakmama çabasını sürdürdü. Yeşim de gözlerini devirse de sırıtmaya devam ederek benden yana döndü. Bana doğru bakıyorlardı ama birbirlerini düşündükleri için beni göremediklerine emindim.
"İlham verenle alakası yok yani?"
Batu sesini inceltip uzatarak "Eh işte..." dedikten sonra omuz silkti. "Belki biraz."
Yeşim güldükten sonra dudağını yalayarak gülüşünü durdurmaya çalıştı. Birkaç saniye sonra derin bir nefes alıp "O zaman oy verelim." diye konuya döndü.
Poyraz "Karıma 'çirkinleşmişsin' diyenle arayı bozarım." dediğinde Yeşim "Bence zaten güzelleşmiş." dedi. Batu da "Yengem, dünya ahiret bacım, valla dünyanın en güzel ikinci kadını olmuşsun maşallah." dedikten sonra neredeyse tükürükler saçarak bana doğru 'pü, pü, pü' diye sesler çıkarttı. Tükürüp falan gelmemesine rağmen şakayla yüzümü sildiğimde "Te Allah'ım. Şurada iltifat ediyoruz." diye kızar gibi yaptı.
Yeşim "Birinci kadın kim?" diye sorunca Batu bana bakmaya devam ederek Yeşim'e "Çok meraklısın." dedi.
Yeşim üfleyip "Kim ya?" diye sorduğunda Batu "Sevdiğim kadın." dedi.
Yeşim'in kaşları kalkarken içine kaçan sesle ve umutlanmamaya çalışarak "Yani?" diye sorunca Batu "İşte, değişken." diye cevapladı. "Kimi seviyorsam, odur."
Yeşim istediği cevapları alamadığı için sıkkın bir nefes alıp bana baktı. "Bu testin sonucu, erkek o zaman."
Poyraz "Bir, bir gidiyor." dediğinde Batu "Ben beş, üçten kız gelir diyorum." dedi. Poyraz "Maç iddiası mı bu yavşa..." diyeceği sırada Yeşim'e baktı. "Pardon yenge." dedikten sonra yüzünü buruşturup "Pardon ex yenge." diye düzeltti. Manitasının yanında arkadaşının raconunu bozmak istemezmiş gibi hakaret etme girişimine 'pardon' demişti. Onlara manita gibi davranmamız bizim suçumuz değildi, ayrıldıklarından hatta başkalarıylaymış gibi davrandıklarından onların da haberi yokmuş gibiydi.
Yeşim yine de "Sorun değil." diye mırıldandı ve telefonundan başka bir madde araştırdı. "Erkek olduğunda anne adayının canı daha çok et ve peynir gibi besinler isterken, kız olduğunda meyveyi daha çok istermiş."
Peynirin lafzı geçtiği gibi yüzümü buruşturdum. Poyraz da acil müdahale ederken su şişemi uzattı. Ben pipetinden suyumu yudumlarken Poyraz "O adı söylenmezin reyonundan geçerken bile midesi bulanıyor." dediğinde Batu "Peynire Voldemort muamelesi çekeni de ilk defa görüyorum." dedi.
Yeşim Batu'ya gülünce Batu da gülmeye başladı. Zaten Batu Yeşim de varsa bütün esprilerini Yeşim gülsün diye yapıyormuş gibi ona bakarak söylüyordu. Yeşim de Batu ne söylese güldüğü için Batu'nun büyük bir performans göstermesine gerek kalmıyordu. Poyraz geçenlerde 'Lan kızı güldüreceksin diye stand upçı oldun.' demişti ve Batu bunu paraya dökmeyi düşünmüştü. Şirkete gidip çalışmak dışında her iş koluna yükseliyordu.
Poyraz su şişemi yeniden masaya koyup yaslanırken Yeşim "Meyve?" diye sorunca "Yiyorum." dedim. Yeşim Batu'ya "Kıza tik at." dediğinde Batu koltuğa attığı defteri alıp bu maddede kız kutucuğuna tik attı.
Poyraz "İki bir. Bu maç bizde." dediğinde gülerek Poyraz'a baktık. Batu "Demin bana kızıyordun ya lan." dediğinde Poyraz karnıma doğru öpücük attı. "Kızım beni yanlış anlamaz."
Bir elimi atıştırma kovasından çekip karnımı göstererek "Yalnız erkekse, sen onu pek bir yanlış anlamış olursun." dediğimde Poyraz sırıtarak "Tabii erken davranmamak lazım." diye kendisini uyardı.
"Çok geç. Çocuk küstü. Erkek olursam babam beni sevmez mi, diye ağlıyor içeride."
Poyraz masadan doğrulurken telaşla "Ulan deli mi o? Öyle bir şey mümkün mü?" diyerek bana yaklaşmaya başladığında Batular gülerken benim de yüzümde oldukça yavaş bir gülüş oluştu çünkü dudaklarım önce şaşkınlıkla aralanmıştı. Poyraz yanıma varıp elini karnıma getirirken dizlerini kırarak çocuğuyla boşunu eşitledi.
"Şimdi de 'deli' ve 'ulan' dediğin için, daha doğmadan çocukta baba travması oluşturdun. Süpersin kocacım." diye yalandan kızdım. Çok uzatmayacaktım çünkü ciddiye alıp çocuğa terapi ayarlayabilirdi. Terapist karnımla konuşup steteskopla cevap beklerdi artık.
Poyraz "Babacım yok öyle bir şey. Batu gibi bir şey çıksan bile ben seni çok seveceğim." dediğinde Batu Yeşim'e dönüp "Şimdi ben ne alaka?" diye söylendi. Yeşim, Batu'nun kolunu sıvazlayıp "Boş ver." dediğinde Batu'nun gözleri Yeşim'in temasına döndü. Dudakları kıvrılırken mest olmuş şekilde "Tamam, sen öyle diyorsan..." dedi. "Boş vereyim madem."
Yeşim sırıtarak elini çekip bize döndüğünde ben de Poyraz'a baktım. Onları yakalayacağım diye kocamı ihmal ediyordum. Kocam hala çocuğumuza laf anlatıyordu. "Anladın mı babacım beni?"
Cevap bendeymiş gibi Poyraz bana baktığında güldüm. "Bir düşüneceğim, diyor."
Poyraz alayıma karşılık oflasa da oflayışı gülüşüyle dağıldı ve karnımı öptü. O sıra atıştırmalık kovasını onun için havada tutuyordum. Başını çektiğinde kovayı yeniden karnıma ve üst bacaklarıma yasladım. Poyraz gözlerime bakarken "Gerçekten fark etmez." dediğinde "Tamam duydu çocuk." diye dalga geçtim.
Poyraz da sırıtarak "Ama bunu sana söylüyorum." dedi. Ben duygusal bir şeyler söyleyecek sanırken "Nasıl olsa dört beş çocuk yapacağız, biri kız olur." dediğinde çaresizce inler gibi yüzümü buruşturdum. Hala dört beş çocuk diyordu. Bir tanesi etrafımızdaki herkesin kafayı yemesini sağlamıştı, üstelik daha doğmamıştı.
"İnşallah beşinci çocuğumuzun cinsiyetinin de erkek olduğunu öğrendikten sonra 'Ulan niye böyle oldu?' demezsin kocacım."
Poyraz gülerek "Kız evlat ediniriz." dediğinde "İlla kız babası olacaksın yani?" diye sordum. Başını sallarken gözlerini de mutlulukla açıp kapattı. Yanağını severken ben de gülümseyip "Anlaştık." dedim. Künefelerimiz geldiği için küçük bir iştah molasının ardından aynı yerlerimize geçip testleri sürdürdük.
Yeni test her ne ise bana söylemediler. Ben oturduğum yerde beklerken Yeşim ve Poyraz önümdeydi, Batu da mutfağa koşup geldikten sonra ardıma geçmişti. Arkama döneceğim sırada Poyraz yanağımdan kibarca tutup "Bana bak sevgilim." dediğinde gülümseyerek ona bakmaya başladım. O da hemen rüzgâra kapılıp gülümsedikten sonra "Batu ilgisini çekecek hareketler yapın, dediğinde Yeşim bacıma çıkmasını rica edip sana bir kas şov yapmam gerekeceğini sanmıştım karıcım ama öylece durmam yetiyor bakıyorum." dedi.
Gülerek "Onu sonra şey yapalım." dediğimde o da güldü.
Üstüme bir anda toz gibi bir şeyler uçuşmaya başlayınca kaşlarım çatılırken sandalyeye yaslanıp "Bu ne be?" dedim. Herkes ilgiyle bana baktıktan birkaç saniye sonra Batu oflayarak önüme geçti. "Ama kaşınıp ya burnunu ya ağzını ellemen lazımdı! Bekle bak bir daha deniyorum elle bir yerini." deyip ardıma geçerken gülerek "Bu ne ki?" diye sordum.
Yeşim "Tuz." dedi.
Poyraz "Haberi olmadan, deniyordu ama." dediğinde Batu yine üstümden tuz atmaya başladı. Başımı iki yana sallayıp "Saçlarıma geliyor ama!" diye söylenirken burnumdan da kayarak düştüğü için kaşınıp elimi burnuma götürdüm.
Yeşim "Hah!" diye sevindi. "Erkek." dedikten sonra koltuktaki deftere tik atmaya doğru koştu. Poyraz ellerini belinin iki yanına yaslayıp "Batu düzgün atsana şu tuzları lan." diye kızınca Batu "Benimle ne alakası var? Karın burnunu elledi, ona kız." dedi. Poyraz'ın gözleri bana döndükten birkaç saniye sonra yeniden Batu'ya baktı. "Yeşim'in beyzbol sopası var ya, hani bir gün ona 'hayır' dersen kafanda parçalayacağı?"
Batu ve Yeşim aynı anda "Ha?" diye sorunca Poyraz başını onaylar şekilde salladı. "Bir gün karıma kızdığımı görürseniz, o beyzbol sopasını benim de kafamda parçalayın."
Gülerek eline uzandıktan sonra tutup aramızda salladım. Gözleri yeniden bana dönünce keyfi yerine gelmişti. Elinden tutarak onu çektim ve eğilmesini sağladım. Kulağına doğru "Bana sordular ya Poyraz'ı tuzlayarak mı çikolata sosuyla mı yemek istersin, diye. Sen beni tuzla yemek ister misin?" diye fısıldayarak dalga geçtim. Batu erik tuzlar gibi tepemden boşaltmıştı, her yerim tuz içerisindeydi.
Poyraz burnunu burnuma sürttükten sonra kulağıma doğru "Bahis arttırıyorum. Bir gün bu soruya 'hayır' dersem, dünya üzerindeki tüm beyzbol sopalarını benim üstümde kırsınlar." diye fısıldadığında gülüp yanağını öptüm. Bu bir yarışmış da beni geçmesi gerekiyormuş gibi o benim yanağımı daha güçlü ve uzun öptüğünde ben de diğer yanağına yöneldim.
"Bunlar yine aşka geldi. Diğer maddeyi söyle hemen."
Yeşim, telefonda test araştırırken "Âşıklar çünkü Batu." dediğinde Poyraz da doğrulmuş, onlara dönmüştük. Batu da zaman yolculuğu yapıyormuş gibi gözleri dalarken "Doğru, biz de böyleydik." deyince Yeşim bir anlığına Batu'ya baktı. "Şimdi nasılsın peki?"
Batu anlayamayarak baktığında Yeşim "Yeni sevgilinle?" diye sordu.
Batu "Sen müstakbel kocanla nasılsan, biz de öyleyiz." dediğinde Yeşim gözlerini devirerek ekrana döndü. Batu da Yeşim'e birkaç saniye daha baktıktan sonra onun gibi gözlerini devirip önüne döndü.
"'Ucunda nikâh yüzüğü olan altın kolye anne adayının avcunun üzerinde serbestçe sallandırılır. Eğer madalyon küresel hareket ediyorsa bebek erkek, ileri geri hareket ediyorsa kızdır." diye yazılanı okuduktan sonra bizlere baktı.
Batu "Ucunda nikâh yüzüğü olan altın bir kolyeye ihtiyacımız var yani." dediğinde Poyraz'ın eli alyansına gitse de "Çıkartmak istemiyorum." dediğinde gülümsedim. Boşanmak üzereyken bile çıkartmamıştık, şimdi bir test için de çıkartmak istemiyor olmalıydı.
Yeşim'in eli boynuna doğru giderken "Aslında..." dediğinde gözlerimiz ona döndü. Sonradan vazgeçip "O zaman başka teste geçelim." dedi ama bizim ilgimizi çoktan çekmişti.
Batu "Boynunda bir nikâh yüzüğü mü taşıyorsun?" diye sordu. Ben de dikkatle bakınca çıkıntısı kazağının altından belli olan kolyeyi görmüştüm.
Yeşim, "Nikâh yüzüğü derken alyans mı kastediliyor?" diye sorunca Poyraz "Galiba." derken ben de "Bence de." dedim.
Yeşim "Yok zaten o." dedikten sonra yeniden telefonuyla ilgilenmeye başladı. Batu kızın elinden telefonu alıp "Boynunda ne var?" diye sorunca Yeşim sinirle telefonu geri almaya çalıştı. "Yüzüğüm işte. Evlenme teklifi yüzüğü ama, alyans değil yani. O yüzden bu testi yapamayız."
Batu düşünceli gözlerle bakarken "Onu parmağına takmalısın, biliyorsun değil mi?" diye sordu. Yeşim sabırla nefes alıp "Doktorum, çalışırken elimde yüzük olsun istemiyorum. O yüzden boynuma taktım, var mı bir sorun?" diye sordu.
Batu telefonu kıza vermezken diğer eliyle de boynuna yönelip "Bakalım şu yüzüğe bir. Allah'ın ayısı ne almış?" dediğinde Yeşim telaşla kaçıştı. "Ne yapıyorsun ya? Sana ne?"
Batu da kızın peşinden giderken "Kızım, dursana." deyip yeniden boynuna yöneldi. Yeşim, Batu'nun elini ittirip "Göstermek istemiyorum." dedi.
Batu birkaç saniyenin ardından güçlükle yutkundu. Aklına ne geldiyse sarsılmış gibi gözüküyordu. Bir cesaretle "O benim aldığım yüzük mü?" diye sorunca Yeşim kalpten gidiyormuş gibi yüz ifadeleri hızla şekillendi. Önce dudakları şaşkın bir şekilde aralanırken kaşları kalktı. Sonra kaşları çatılırken dudakları kapanıp açıldı ve en sonunda yüzünü de buruşturup "Ne saçmalıyorsun ya?" diye sordu. "Niye senin yüzüğünü boynumda taşıyayım?"
Batu "Nerede o yüzük?" diye üstüne gittiğinde Yeşim "Çöpe attım!" dedi.
Batu "Atmamışsındır." dediğinde Yeşim "Attım." diye ısrar etti.
Batu "Attıysan belamı siksinler. Atmadığına adım kadar eminim." dedi. Yeşim sabırla nefes alıp "İddiayı kazanırsan, sorarsın Batu. Şimdi konumuza dönelim lütfen." dedi.
Batu düşünceli ve umut dolu gözlerini Yeşim'e dikmeye devam ettiği sırada Yeşim Batu'nun boşluğundan yararlanıp telefonu elinden kaptı ve koltuğun sırtına yaslanmaya geri döndü. O sıra hala kendi kendine "Sana ne kolyemden?" diye söyleniyordu. Telaş yapmıştı. Poyraz'la gözlerimiz birbirine dönerken kısıldı. Tek kaşını kaldırdığında 'Valla bilemiyorum' der gibi dudak büktükten sonra çenemin ucuyla Yeşim'i gösterip 'o ne şeytandır o' der gibi başımı salladım. Poyraz da 'sorma' der gibi kaşlarını kaldırıp indirirken başını salladıktan sonra 'ama kesin bir şey var, görürsün' der gibi başıyla Yeşim'i gösterip dururken göz kırptı.
Batu "Siz ne yapıyorsunuz be? Farklı bir frekansa mı geçtiniz?" diye sorunca Batulara döndük. Karı koca olarak zaman geçtikçe bakışmalarla anlaşmalara, zihin okumalara geçmiştik. İkimiz de güldükten sonra konuyu değiştirmek için Poyraz "Ee? Başka ne kaldı?" diye sorduktan sonra kendi telefonunu çıkarıp o da bakmaya başladı. Ne gördüyse sesli dile getirmeyip ekranı bana gösterdi.
"Hayatım ben oyumu kendimden yana kullanıyorum."
Ne dediğini anlamak için ekrana baktım ve gösterdiği yazıyı okudum. 'Gebe kaldığınız cinsel ilişki esnasında kim daha "istekli ve ateşli" davrandıysa bebek onun cinsiyetinden olur.' yazıyordu. Kızardığımı hissederken gülmeye başlayıp "Tartışılır bir konu." desem de Poyraz "Yok, yok." derken güven vererek başını onaylar şekilde salladı ve telefonu kendisine geri çekti. Batu'ya bakıp "Batu erkeğe bir tik daha at kardeşim." dediğinde gülüşüm arttı.
Batu konunun ne olduğunu bilmese de tik attı. Batu "Üç iki. Erkek öne geçti." dediğinde Yeşim sevindi. Batu'ya bakıp "Sorum belli." dediğinde Batu "Benim de." dedikten sonra imayla kadının boynuna baktı. Yeşim üfleyip kolyesi gözükmese de kazağının yakasını düzelttikten sonra bana baktı.
"Ada elini göstersene bir."
Elimi kaldırıp gösterdiğimde Poyraz heyecanla ve sabırsızlıkla "Ne olursa neymiş?" diye sordu. Yeşim üzgün bir şekilde "Avucunu gösterdi." dedi. Yeşim'in üzülmesinden kız olursa avucun gösterileceğini anladık. Batu sevinerek deftere bir tık daha attı.
"Bekle beni kolye."
Yeşim "Soru hakkını boşuna kullanacaksın." dediğinde Batu "Sana ne?" diye sordu. "Benim sorum, benim hakkım. İstersem 'naber, nasılsın?' diye sorarım."
Yeşim üfleyerek ekrana döndü. Poyraz "Üç üç." dediğinde gözlerim ona döndü. "Hayatımda tanıdığım en gerçekçi, mantıklı adam gerçekten bunlara mı inanıyor?"
Poyraz "Sonuçta bunlar da deneye dayalı gözlemler." diye durumu sağlam bir zemine oturtmaya çalıştığında gülerek kaşlarımı kaldırdım. O da oflasa da oflayışı gülüşüyle dağıldı ve elini oturduğum sandalyemin sırtına yasladı. Bir anda aklına bir şey gelmiş gibi gülüşü dağıldı. Eli sırtıma gelirken "Ne zamandır sandalyede oturuyorsun. Belin ağrıdı mı? Gel balım, koltuğa geç." dediğinde hızla "Yok, yok." dedim ve beni kaldırma çabası durdu. Zaten otururken belime kırlent yerleştirmişti, hiçbir yerim ağrımıyordu. Sadece uykum gelmeye başlamıştı. Saat geç sayılmazdı ama uykuya düşkünlüğüm artmıştı.
Poyraz da uykulu gözlerime bakarken asıl derdimi görmüş olsa gerek "Bitiririz şimdi canım." dediğinde başımı onaylar şekilde salladım. Eğilip alnımı öptükten sonra yanağımı severek doğruldu ve Batulara baktı. "Bir şeyin çıktığı yok. Yavaştan karıma müsaade. Uykusu geldi."
Yeşim "Tamam son bir şey!" diyerek koşarak hareketlendi ve tekli koltuktaki çantasından bir şey alıp yanımıza döndü. Elinde pelüş tüylü bir anahtarlıktan sarkan anahtarlarını tutarak geliyordu. Batu gülerek "Hala bu anahtarlık mı?" diye sorunca Yeşim de sırıtıp "Evet." dedi. Anahtarlıktan tek bir anahtarı çıkarttıktan sonra masaya bıraktı.
"Buraya gelir misin Ada?"
Sandalyeden kalktım ve hep birlikte masaya yöneldik. "Anahtarı tutup kaldırır mısın?"
Tutup kaldırdığımda Yeşim elime baktı. Neşeyle el çırpıp zıpladı ve "Erkek!" diyerek deftere koşmaya başladı. Ve evet, bu kişi doktor...
Poyraz'la Batu birbirine bakarken ben omuz silkerek esnemeye başladım. Erkek olmasını istiyordum çünkü Poyraz'ın geçiremediği çocukluğunu, ona benzer bir erkek çocukluğuna birlikte vermeyi istiyordum. Oğlu mutlu oldukça, Poyraz'ın da yaralarının iyileşeceğini düşünüyordum ama fark etmezdi. Sağlıkla doğmasını umup kız ya da erkek olmasıyla ilgilenmiyordum. Zaten bende böyle koca varken tek çocukla kalmayacağımız şüphesizdi. Diğer çocuklar belki farklı cinsiyette olurdu.
Batu da Yeşim'in peşinden giderken "Bir test daha bulalım." diye diretti. Yeşim çocuk gibi omuz silkip "Ada'nın uykusu geldi." dediğinde Batu oflayarak bana baktı. "Tamam Ada uyurken yapılabilecek bir test bulalım." dediğinde Poyraz "Yuh a*..." diye başlayacağı sırada şirince sırıtıp "Abartma kardeşim." demeyi tercih etti.
Yeşim, defterin kapağını kapatırken bir zafer kazanmış gibi Batu'ya bakıyordu. Batu defteri Yeşim'in elinden çalıp "Bu aptal testler hiçbir şeyi göstermez, biliyorsun değil mi? Bir de doktor olacaksın." dedikten sonra ayıplayarak tükürür gibi yaptı. Yeşim defteri geri çalıp "Burada 'erkek' çıksaydı şu an yengeç dansı yapıyordun." dedi.
Onlar atışıp dururken iyice mayıştığım için Poyraz'a yaslandım ve kollarını vücuduma sardı. Eli saçlarımda gezerken "Ben karımı odaya götürüyorum. Yarın sabah dokuzda randevumuz var, gerçeği ancak o zaman öğrenebiliriz." dediğinde kollarımı vücuduna sararken "Hah işte benim gerçekçi kocam buradaymış." diye mırıldandım. Ben de sonsuza kadar kaybettiğimizi sanmıştım.
Yeşim "Biz de gelebilir miyiz?" diye sorunca Batu hızla "Evet, lütfen." dedi. Poyraz "Şimdi giderseniz olur." dediğinde kızar gibi karnını dürttüm. Kovar gibi söylemişti ama Batular hiç alınmayıp hatta gelmelerine müsaade ettiğimiz için sevinerek "Tamam." dediler. Yeşim anahtarı yeniden anahtarlığına taktıktan sonra çantasına attı. Bir çiftlermiş gibi Batu Yeşim'in çantasını ve eşyalarını alırken hep beraber dış kapıya yöneldik. Vedalaştıktan sonra biz Poyraz'la sarmaş dolaş onları izlerken ve ben iyice mayıştığım için gözlerim kapanıp dururken gördüğüm kadarıyla Batu dolabı açıp önce Yeşim'in montunu aldı. Giyinmesi için iki ucunu açarak Yeşim'e uzattığında Yeşim hiç garipsemeden montu giyindi. Yeşim kollarını geçirdikten sonra Batu Yeşim'i kendisine çevirip fermuarına yöneldi. Yeşim yeni yeni idrak etmeye başlamış gibi gülümserken Batu hala normal bir şekilde fermuarı çekiyordu. Kızın boynunda tenini kıstırmamak için bir elini çenesine getirip hafifçe yukarıya kaldırdığında göz göze geldiler. İşte o zaman Batu da fark edip gülümsemeye başladı.
Onlar daha sevgili bile değilken ben bir gün onların çocuklarının cinsiyetini öğrenmek için de doktora gideceğimizden emindim.
**
"Ve, hazır mıyız?"
Bir sürü ağız "Evet!" diye bağırınca doktor hanım bir an irkildi. Biz tedirgin bir şekilde sırıtırken o gülünce, biz de gülmeye başladık.
Ben "Kusura bakmayın, biraz heyecanlıyız." dediğimde doktor hanım "Fark ettim." derken cihazı karnımdaki jelin üstünde gezdirmeye devam ederek ekrana döndü. Rutin kontroller geçmiş, konu cinsiyete gelmişti. Odada dört ağız bağırmıştık ama aslında daha fazla ses çıkmıştı çünkü Batu elinde grup görüntülü araması tutuyordu ve onlar da 'evet' diye bağırmıştı. Kenan, Cansular, annemler şu an buradaymış gibi bizi görüp duyabiliyorlardı. Sabah sekiz itibariyle herkes arayıp özel istekte bulunduğundan çözümü böyle bulmuştuk.
Batu "Kız yeğenimin cinsiyeti ne doktor hanım?" diye sorunca Yeşim koluyla dürtüp "Erkek, öyle değil mi?" diye sorduktan sonra gözlerini kısarak anlamaya çalıştı. Tıp mezunu asistan doktor olsa da kadın doğum uzmanı değildi ve tahminden ileriye gidemiyor gibi bakıyordu.
Poyraz ekrana bakarken bir eli, elimi sımsıkı tutuyor, diğer eli ise başımın üstünden yastığa yaslıydı. Gözlerini kırpıştırıp duruyor, sanki baktıkça anlamsız görüntüler değil de yazıya dönüşecekmiş ve cinsiyeti görecekmiş gibi bakıyordu. Poyraz "Keşke tıp okusaydım ya." dediğinde "Kocacım, doktor beş saniye sonra söyleyecek. Bu beş saniyeyi beklememek için gerçekten tıp okumuş olmayı mı diliyorsun şu an?" diye sorduktan sonra şirince sırıtıp "Mesela geçti şu an beş saniye." dedim.
Poyraz heyecandan kuruyan dudağını yalayıp "Doğru." dedikten sonra ikimiz de gülüp ekrana doğru döndük. Doktor hanım, "Siz cinsiyet partisi yapmayacak mısınız? Hemen söyleyeyim mi gerçekten? Bir tane çiftimize hemen söyledim, sonradan öğrendim meğer cinsiyet partisi yapacaklarmış. Ağzım yandı, en az üç kere soruyorum önce." diye sorunca gözlerimiz birbirine döndü.
Poyraz "Ben daha fazla dayanamam." dediğinde ben "Ama tatlı olabilirdi." dedim. Ben böyle düşünüyorsam, böyle olacağını bilen Poyraz'ın omuzları çökerken bana bakmaya devam ederek Batu'ya "Batu telefonumu getir, adam madam birini arayayım. Ne istiyorsun hayatım? Pasta mı? Hemen yaptırtayım." dediği sırada bir elini saçlarımdan çekip telefonunu getiren Batu'nun elinden aldı. Gözleri ekranda gezinirken "Ne yapıyorlar başka? Uçak mı kaldırayım?" diye sabırsız bir şekilde soruyordu.
"Bilmiyorum ki." diye itiraf ettim. Seçenekleri değerlendirmek lazımdı.
Batu "Ben şey de görmüştüm. Biri kocaman kız bebek kılığına girmiş, diğeri erkek bebek kılığına girmiş maskotlar dövüşüyor, ayakta kalan kazanıyor." dedikten sonra Yeşim'e döndü. "Biz dövüşürüz senle."
Yeşim Batu'ya güldükten sonra bana bakıp umutla "Biz öğreniriz şimdi, değil mi? Sonuçta birinin bu partiyi ayarlaması lazım." dediğinde telefondan da hemen öğrenmek isteyen itiraz sesleri geliyordu ama parti yapacaksak onların da orada öğrenmesini sağlardık.
Batu "Evet, evet. Biz öğreniriz." dedikten sonra görüntülü aramaya "Partide görüşürüz hanım efendiler, beyefendiler, hanım anneler, hanım babalar. Dress code'u haber veririm." dedikten sonra cevap beklemeden milletin yüzüne aramayı sonlandırdı ve bize baktı.
Ben "Balon da patlatıyorlar. İçinden uçuşan tozların rengine göre belli olabiliyor." derken Poyraz organizasyon şirketiyle görüşüyordu. "Hemen bugün acil olmalı. Mümkünse on beş dakika içerisinde hazırlanmalı."
Karşı taraf 'Abartma anasını satayım' tarzı bir şey demiş olsa gerek Poyraz "Tamam, bir saat içerisinde o zaman." dedikten sonra gözlerini bana çevirdi. "Tamam siz arka süslemeyi ayarlayın, cinsiyetin nasıl belli edileceğini karar verdiğimiz gibi haber vereceğiz. İyi günler, kolay gelsin." dedikten sonra telefonu kapattı ve heyecanlı olduğu için beceriksiz hareketlerle cebine koydu. Gözlerim doktora dönerken "Pardon, beklettik sizi." dedim.
Kadın gülerken "Ben halimden memnunum." dedi. E tabi, Poyraz sayesinde zengin oldu, desek yeriydi.
Poyraz Yeşim'le Batu'ya bakıp "Öğrenince siz ararsınız organizasyon şirketini." dediğinde başlarını onaylar şekilde salladılar. Yeşim'le ben heyecanla el çırptık. Onlar çocuğumuzun cinsiyetini bizden önce öğrenecekti. Onların da aralarında iddiaya girdikleri için yüz ifadelerini yeterince koruyup koruyamayacaklarını merak ediyordum.
Yeşim "Balon kutusu da olabilir. Kutuyu açıyorsun, içinden renkli bir uçan balon çıkıyor." dediğinde bu ihtimal de aklıma yatmıştı. Doktoru bekletmemek için "Olabilir. Bunu çıkınca karar verelim." dedim.
Yeşim'le Batu hızla "Olmaz." dediler. İkisi de kendilerini tanıyor gibiydi. Batu "Siz şimdi gideceksiniz, biz doktorla kalacağız ve partideki belli olma anına kadar göz göze bile gelmeyeceğiz. Valla balona gerek kalmaz kafam ya maviye, ya pembeye döner. Ben sır saklayamam." dedi.
Poyraz "Allah'tan Kenan yok." dediğinde hep beraber hak verdik.
"Tamam siz nasıl isterseniz, öyle yaparsınız." dediğimde Yeşim "Emin misin?" diye sordu.
"Evet, benim için bir anda sürprizle olsun, yeter." dediğimde Poyraz "Hayatım şu an öğrensek de öyle olacaktı ya." diye şansını denemeye devam etti. Sabretmekte zorlandığı ortadaydı.
Şirince sırıtıp yanağını severken "Bir kere başımıza geliyor sonuçta." dediğim gibi Poyraz "Aşkım bir dört beş kere daha gelecek." dedi. Çocuk sayısı konusunda şaka yapıp yapmadığını hala anlayamıyordum...
"Ama çocuğumuz büyüyünce, Pelinsular ona cinsiyet partisinin nasıl olduğunu sorunca, 'Benim babam kuru kuruya hastanede öğrenmek istemiş, o yüzden yapmamışlar' mı desin?"
Batu, "Bunu Akyel isimli yatında verdiği doğum günü partisinde söylediği sürece bence havasına zeval gelmez." dese de Yeşim'le ben 'olmaz' der gibi dilimizi şaklattık.
Poyraz da şirince sırıtıp "Bu popüler kültürden nefret ediyorum." dedikten hemen sonra yanağımı severek ekledi. "Ama karımı çok seviyorum. O yüzden biz hızlıca çıkalım, gerisi Yeşimlere kalsın." deyip heyecanla ve derin bir nefes alarak doktora baktı. "Ve çocuğumuzun cinsiyetini öğrenmek üzere gidelim."
Doktor sırıtınca Poyraz kopya sorar gibi kaş göz yaptı. Doktorla birlikte biz de gülmeye başlayınca Poyraz da gülse de ofladı ve ayaklandı. Doktordan aldığı peçete ile karnımı silerken "Hadi karıcım madem." dedi. Sabırsızdı.
Karnımı temizleyip kalktıktan sonra üstümüzü giyindik. Yeşimlerle son konuşmalarımızı yaptıktan sonra hastane odasından çıktık. Saç diplerimden ayakuçlarıma kadar heyecan doluydum. Resmen içeride Yeşim'le Batu çocuğumuzun cinsiyetini öğrenecekti ve biz de bir saat kadar sonra öğrenecektik...
Koridorda ilerlerken Poyraz'ın gelmediğini fark ettim. Ardıma döndüğümde Poyraz'ı kulağını kapıya yaslamış halde görünce gülerek elinden tutup çekiştirmeye başladım. "Ya gelsene şuraya."
Ellerimizi kenetleyip koridorda ilerlemeye başlarken Poyraz da heyecandan güldü. "İçeride fark ettim ki, doktor ne dese sanki isteğim, tahminim oymuş gibi sevineceğim."
Diğer elimi de kenetli ellerimize götürüp elinin üstünü sararken başımı omzuna yaslayarak ilerlemeye devam ettim.
"Bir saat sonra öğreneceğiz sevgilim."
İç çekip "Bir saat..." dedikten sonra güldü. "Sadece ve sadece bir saat..."
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!