7/31 · %19

BY -7-

8 dk okuma1.482 kelime28 Kasım 2025

Artık ona vurmadığım için bıraktığı ellerim omuzlarına düştü. Ellerini belimde hissettiğimde sanki dokunduğu yer yandı. Güzel gözlerine bakarken ne düşündüğünü anlamaya çabalıyordum ama her ne kadar gözleri parlıyorsa da o yüzü ifadesizdi. Ne nefret görebiliyordum ne de sevgi. Ne heyecan ne de umursamazlık. Baştan sona duvar indirmişti pürüzsüz tenine ama zaten gözler anlatırdı.

Ellerimi omuzlarından çekip bir adım geriledim. Ne yapacağımı bilemez halde çevreme bakındım. Çoğu göz üstümüzdeydi. Ve önemli olan kısım Ayaz'ın gözü de benim üstümdeydi.

"Pisliksin. Şerefsizsin. Hayvansın." diye saydırmaya başladım heyecanımı sinirle gizlemeye çalışırken.

"Çok romantiksin." dediğinde dudaklarım benden habersiz hareketlendi. Yüzümdeki sırıtıştan cesaret almış gibi o da sırıttı.

"Ayaz bir konuşabilir miyiz?"

Ayaz'ın gözleri Mert'e dönünce bende Ayaz'a bakmayı kesip Mert'e döndüm. Her yerden çıkmak zorunda mıydı?

"Görmüyor musun? Meşgulüm."

"Evet bana laf atmakla meşgul." dediğimde Ayaz göz ucuyla bana baktı ve sırıttı. "Sen de laf yemekle." dediğinde çevreye bakıp sırıttım.

Mert "Berk'le ilgili. Konuşmamız gerekiyor." dediğinde Ayaz'a baktım. Bu konudan sıkılmış gibi bir hali vardı. "Yine ne sorun çıkarttı piç?"

Ayaz'ın sinirlendiğini hisseden Mert'in yüz ifadesi değişti. "Abi onu konuşmamız gerekiyor işte. Müsaitsen bir uğrasan?"

Mert'in haline gülmek istiyordum. Benim yüzüne saydırdığım çocuğa 'abi' çekiyordu. Ayaz bana döndüğünde ben de ona baktım. Kolumdan tutup Mert'ten bir iki adım uzağa götürdü. "Sen seçmelere katılacaksın değil mi?"

"Sen de katılmak istersen hocaya söyleyebilirim." dedim. Yüzüme yaramaz bir sırıtış yayılmıştı.

"Puantiyeli geceliğini unutmuş değilim. O yüzden şansını zorlama bence." deyip pis pis sırıttığında omzuna vurdum. "Bak hatırlattığın iyi oldu. Sen nasıl benim fotoğraf…" İşaret parmağını dudağıma koyup "Şş." dedi gülerek. "Rezil olmayacağına emin misin? Eğer dans ederken düşersen seni tanımamazlıktan gelirim."

"Sağ ol var ol ya. Yeminle çok iyi niyetlisin. Hayır insan der 'kazanabilirsin' falan diye ama sen ne yapıyorsun? Dalga geçiyorsun."

Tip tip bana bakarken sırıttı. "Fazla konuşuyorsun. Ve benim işlerim var. Belki de Berk’i yine ve yine dövmem gerekecek.” dedikten sonra ellerini beline koyup sahte bir şekilde dertliymiş gibi nefesini üfledi ve “Ayaz Barkın olmak çok zor.” Diye söylendi. Ne kadar tatlı gözüktüğünü düşünmemeye çalıştım. “Sen dayak yersin inşallah.”

"Bela okuma güzelim." dediğinde ona baygın baygın baktım. "Tüh öğleden sonra uğraşabileceğin bir 'güzelin' olmayacak." Seçmelere katılacağım için derse girmeyecektim.

Sırıttı. "Benim başka planlarım var. Diğer güzelimle." dediğinde yüzüm asıldı. Sonra toparlamak istercesine sırıttım. "Selin sonunda seninle görüşmek istedi yani?"

Söylediğim cümlenin 'sonunda'  kısmında yüz ifadesi değişti. Ah kahretsin kırmış mıydım?

"Umarım seçmeleri kazanamazsın." dedi sırıtarak. Rol mü yapıyordu yoksa kırılmamış mıydı çözemiyordum.

"İyi dileklerin için teşekkür ederim Ayaz. Sen de umarım dondurma diye aldığın kapta sarma bulursun."  Başını yana eğip güldü. "Vicdansız mısın? Öyle beddua olur mu?" dediğinde kıkırdadım. Gözüm bizi izleyen Mert'e kaydığında kollarımı belime bağladım. "İyi eğlenceler." dedim sırıtarak. Sırıtmamın ardından canım acırken "Selin’le." diye ekledim.

Mert'in yanına ilerlerken "Umarım." diye fısıldadığını duymuştum. Mert'le beraber giderlerken arkalarından baktım. Selin'in bir isteği Ayaz'ın hayatını değiştirebilirdi. Hayır anlamıyorum kız ikizlerin dediği gibi ruhsuz biriyse, bu eğlenceli ve sevebilen Ayaz'ın onunla ne işi vardı?

Derin bir nefes alıp arkama döndüm ve Hande'nin sınıfına ilerlemeye başladım. Belki onun eyelinerıyla dalga geçersem moralim düzelebilirdi. Hande'nin sinirlendiğindeki yüz ifadesi aklıma gelince sinsi bir şekilde sırıttım. Şimdiden düzelmeye başlamıştı.

**

"Ben bunları ölsem giymem!" diye çıkıştım Melis'e. "Görmüyor musun? Gerçi görmemen çok normal. Bu etek yok gibi bir şey."

Melis sabırla derin bir nefes aldı. "Şekerim. Sen seçmelere katılırken amigo kızların ne giydiğini bilmiyor muydun? Hem bu şort etek. Oran buran açılmaz merak etme."

"Senin oranı buranı..." diye başladım ama sonra Melis'in yüzündeki 'bu ne diyor yahu?' ifadesiyle sustum. "Tamam. Çıkar mısın? Giyineceğim."

Onaylarcasına başını sallayıp gülümsedi. "Umarım kazanırsın. Eğlenceli birine benziyorsun." Gözlerimi kısıp yapay bir şekilde gülümsedim. "Hıı öyleyimdir."

O soyunma odasından çıkarken açtığı kapıdan kapalı basketbol sahasının içi görünüyordu. Oturakların orada yayılmış Ayaz'ı görünce gözlerimi kırpıştırıp kapıya ilerledim. Baya bir uzağımdaydı ve bana bakmıyordu. Çevreye bakınıyordu. Selin’i gelmemiş miydi acaba?

İyi insan lafının üstüne gelir, derlerdi ama ben Selin'in iyi bir insan olabileceğini sanmıyordum. Bana uzun bacaklı sürtük gibi geliyordu. O yüzden ‘iti an çomağı hazırla’ atasözünü tercih ediyordum. Ayaz'ın yanına ilerlediğinde Ayaz başını o tarafa çevirip onu gördü. Yerinden kalkıp ona doğru ilerledi. Yüz ifadesini göremiyordum çünkü uzağımdaydı ama mutluymuş gibi geliyordu.

Selin salına salına yanına gelip Ayaz'ın dudaklarına yapışınca nefesimi tutup kapıyı sertçe kapadım. Gözlerimi yumup bu anın geçmesini bekledim. Öpüşmüşlerdi. Gözlerimi açtım. Ne bekliyordum ki? Birbirlerine yazdıkları parfümlü mektupları vermelerini mi?

Üstümdekileri çıkarmaya başladım. Her şeyden önce kendimi düşünmeliydim. Neden bir anda kötü hissetmeye başladığımı bilmiyordum. Seçmelere katılacaktım, aklım dansta olmalıydı. Gözükmeyen etekle askılı, mor-beyaz renkteki amigo kız kıyafetini giydikten sonra beyaz spor ayakkabılarımı ayağıma geçirdim. Aynanın önüne geçtiğimde güzel gözüküyordum. Vücudum düzgün ve kıvrımlıydı. Çoğu şey yakışıyordu. Ukalalık yaptığımı hissetsem de omuz silktim. Şu anda moralimin yerine gelmesi gerekiyordu. Saçımı atkuyruğu yaptıktan sonra odanın çıkışına ilerledim.

Melis'in yanına giderken deminki yerlerinde yan yana oturan Selin ve Ayaz'a baktım. Ayaz Selin’e bakıyordu. Selin'se heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu. Elini Ayaz'ın yanağına koyup bir şey söyleyince Ayaz gülümsedi. Ayaz'ı gülümserken iki defa görmüştüm ve ikisi de Selin'in yanındaydı. Bana çarptığı günden sayarsak yaklaşık bir aydır tanışıyorduk ve sadece iki kez…

"Masal sıra sende." dedi Melis dirseğiyle beni dürterek. Dansa bakıp seçecek olanlar Melis, takımdan bir kız daha ve tanımadığım bir hocaydı. Melis de diğer seçenlerin yanında yerine otururken onların karşısına geçmek için hareketlendim ama bileğimde bir el hissettiğimde bileğimi tutan Mert'e baktım.

"Heyecanlanma. Başka şeyler düşünme ve hazır olduğunu düşünene kadar başlama." dediğinde "Hazırım." dedim alelacele.

Sırıttı. "Bağcıkların açık. Bence hazır olduğuna o kadar da emin olma."

Açılmış bağcıklarıma bakarken homurdandım. Daha odadayken bağlamıştım ama yine açılmıştı. "Bağcık bağlamakla aramda büyük bir sorun var.” Gülümsedi. "Bağcığınızı bağlamak büyük bir şeref olacak." dediğinde gülümsedim. Oyunu devam ettirerek "Teşekkürler efendim." dedim.

Sıcak gülümsemesiyle yere çömelip bağcığımı bağladı. Yerden kalktığında ellerini omuzlarıma koyup gülümsedi. "Kazanmaya bak."

Onu onaylarcasına başımı salladıktan sonra gülümsedim. Mert iyi birine benziyordu. Ayrıca Ayaz "Rezil olmayacağına emin misin?" derken Mert benim heyecanımdan kurtulmama yardım ediyordu. Dans edeceğim yere doğru döndüğümde Ayaz'la göz göze geldik. Selin yanında bir şeyler anlatıyordu ama o ters bir şekilde bize bakıyordu.

Selin Ayaz'ı dürtüp sinirle "Sen beni dinlemiyor musun?" tarzı bir şey söyledi. Ağzına bakarak anca bu kadarını anlamıştım. Ayaz ona döndü ama bir şey demeden yine bana döndü. "Dinliyorum." dedi bana bakarken. Başımı onaylamazcasına sallayıp dans edeceğim yere ilerledim. Ayaz'a bakmamaya çalışıyordum.

Tanımadığım hoca sıcak bir şekilde gülümsedi. "Başla."

Yavaş şarkı başladığında ellerimi belime koyup bir dizimi kırdım ve şarkının hızlandığı yeri bekledim. Şarkı hızlandığında sırayla hareketleri yaptım. Mümkün olduğunca hiçbir şey düşünmeyip dans figürlerini yapmaya uğraşıyordum. En sonunda şarkı bittiğinde nefes nefese son figürle yere çöküp elimi ileriye koydum ve karşıya baktım. Ve evet. Ayazla yine göz göze gelmek isteyeceğim son şeydi. Dans yüzünden inip kalkan göğsüm şimdi daha da hızlanmıştı. Seçmeleri izlemek için gelenler alkışlamaya başlayınca ben de yerimden kalktım ve Melis’le yanındakilere döndüm. Hepsi şaşkın şaşkın bakıyordu. "Fazla iyiydi." dedi Melis şaşkınlığını gizleyememek.

Bir an ‘ne sandın gülüm?’ deyip havalı bir şekilde çıkıp gidesim geldi ama bir yapmamalıydım, iki ben yapınca havalı olmazdı.

Yanındaki kız da iyi olduğunu falan zırvaladı. Gözüm hocaya kaydığında gülümsüyordu. "Sanırım yeni amigo kızımız belli oldu."

Heyecanım artarken Melis kazananların yarın belli olacağını söyledikten sonra diğer dans edecek kızı çağırdı. Soyunma odasına giderken Melis bana göz kırptı ve ağzını oynatarak "Süperdin." dedi.

"Bağcıklarını ben bağlamasaydım kesin iğrenç dans ederdin." Başımı çevirip sırıtan Mert'e baktım. "Hayatımı kurtardın!" dedim abartılı bir şekilde.

O güldüğünde ben de "Üstümü değiştireceğim. Sonra görüşürüz." dedim gülümseyerek. "Görüşürüz prenses."

Soyunma odasına girdim. Kapıyı ardımdan kapatacağım sırada sert bir şekilde kapı açılıp yine sertçe kapandı. Sırtım duvara yaslanırken sinir püsküren Ayaz'a baktım. “Bana hoşlanmadığını söylemiştin." diye tısladı. Gözlerimi kırpıştırıp dibimde duran gözlerine baktım. Ona sorarcasına baktım. "Mert’ten bahsediyorum!"

"Hoşlanmıyorum!" diye bağırıp ittirdiğimde bir iki adım geriledi. "İçerideki flörtleşme neydi o zaman?"

"Sadece bana heyecanlı olmamamı sö..." derken birden sustum. Neden Ayaz'a açıklama yapıyordum ki? "Sana ne ya?" diye bağırdım. Çenesi sıkılaşırken bana doğru bir adım attı. "Mert'in ne bok olduğunu biliyor musun?"

Derin bir nefes aldım. "Onu değil de." dedim sakince. İmayla ona baktım. "Senin ne bok olduğunu biliyorum." Gözlerinden bir an kırgınlık geçerken gözlerimi kırpıştırdım. Sonra hemen duvarlarını üstüne çekti. Tribünde her ne kadar garip bir ilişkileri olsa da sevgilisi oturuyordu ve o burada bana hesap soruyordu. Mert gerçekten çok kötü bir insan ve Ayaz sadece beni korumaya çalışıyor olsaydı bile hem bunu yapmasına gerek yoktu hem de bunu bu şekilde sinirle yapamazdı, hakkı yoktu.

Pis pis sırıttı. "Beni tanımıyorsun Masal. Sadece sana gösterdiğimi biliyorsun. Ve sana göstereceğim tek şey bu halim olacak.”

Çünkü ben Selin değildim.

Benim duvarlarım yoktu. Yaşadığım kırgınlık ve kızgınlık ortadaydı. Soyunma odasının çıkışına ilerlerken ben de ona arkamı dönüp duvara bakmaya başladım. Gözlerim dolmuştu. Derin bir nefes alıp gözlerimi kırpıştırdım ve ağlamamaya çalıştım. Kapının kapanma sesi gelmediği için arkamı döndüğümde açık kapının ardından bana garip bir şekilde bakan Ayaz'la göz göze geldim. Bana doğru bir adım attı ama sonra vazgeçip arkasını döndü ve kapıyı sertçe kapatarak gitti. Elimi saçlarıma daldırdım. Ne düşündüğü hakkında hiçbir fikrim yoktu. Neden sinirlendiği hakkında da hiçbir fikrim yoktu. Tek bildiğim ondan nefret etmek istememdi ama istemekten daha ilerisine gidemiyordum. Ondan nefret edemiyordum.

459

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!